Her diktatöre diktatör demek caiz midir?

He [Somoza] may be a son of a bitch, but he’s our son of a bitch.” (ABD Başkanı F.D. Roosevelt)

Geçen haftaki yazımda Hugo Chavez’in diktatör olmadığını göstermeye çalışmıştım. Bu hafta ise daha farklı bir soruya cevap vermeye çalışacağım: “Objektif ölçümlere göre Chavez bir diktatör addedilseydi bile, Chavez’e ısrarla diktatör demek doğru olur muydu?” Benim bu soruya cevabım “Hayır”. İki maddeyle cevabımı açayım:

1) Uluslararası örgütler, küresel ekonomi-politikten tamamen bağımsız değildir. Bu yüzden de, nispeten muteber olanlar da dâhil olmak üzere, hemen hepsinin yargılama ve puanlamalarında bir “siyasi iz” bulmak mümkündür. Örneğin, üzerinde çalıştığım bir araştırma, Standards & Poors ve Fitch gibi kredi derecelendirme kuruluşlarının notları üzerinde, ülkelerin ABD ile siyasi uyumluluğunun etkili olduğunu göstermektedir. Benzer bir etkinin demokrasi indekslerinde olmadığını söylemek zordur. Kötümser bakış açısından, ABD’nin kurumlar üzerindeki etkisi sayesinde, daha masum bir bakış açısından ise medya ve akademide sistem muhalifi ülkelerin eksikliklerinin daha fazla işlenmesi sebebiyle, sistemle (ya da ABD ile) sorunlu ülkelerin demokrasi indekslerindeki puanlarının benzer eksiklikleri paylaşan diğer ülkelerden daha düşük olma ihtimali vardır.

Düzenli olarak Latin Amerikalıların sosyal, ekonomik ve siyasi düşüncelerini ölçen Latinobarometer anketlerinden ilginç bir veri paylaşayım. Anketteki bir soru, 18 ülkenin vatandaşlarına kendi ülkelerinde ve bir takım diğer ülkelerde ne kadar demokrasi olduğunu düşündüklerini sormaktadır. Ankete katılanların 1 (en az demokrasi) ila 10 (en fazla demokrasi) arasında verdikleri puanlar sonrasında, Venezuelalılar kendi ülkelerindeki demokrasiye en yüksek üçüncü puanı veren halk olmuştur. Elbette bu sübjektif ölçüm tek başına çok bir şey ifade etmez; ama objektif demokrasi ölçümlerinde Latin Amerika liginin düşme hattında olan Venezuela’nın sübjektif ölçümlerde aynı ligde şampiyonluğa oynaması, bizleri “objektif” ölçümlerin bazı ülkelere yönelik skorları hakkında bir sorgulamaya itmelidir en azından.

democracy, Latin America

Kaynak: Latinobarometer, 2011.

Okumaya devam et

Reklamlar

Anlamsız Kavramlar (1): Menderes’ten Chavez’e “Diktatörlük”

Sosyal bilimlerinin pek çok önemli kavramı, (ideoloji, çıkar ve propagandanın etkileri sebebiyle) pratik alanda gelişigüzel ve tutarsız bir şekilde kullanılmakta ve bu yüzden de anlamsızlaşmaktadır. “Diktatör” kavramı bu kavramlardan biridir ve maalesef Venezuela Başkanı Hugo Chavez’in vefatı sonrasında yanlış ve haksız olarak sık sık kullanılmıştır. Bu yazıda, Chavez ve Venezüela örneği üzerinden diktatör kavramının pratik anlamsızlığını sayısal verilerle göstermeye çalışacağım.

Kavramları genel olarak iki şekilde anlamlandırabiliriz: mutlak olarak ve göreceli/kıyaslamalı olarak. Bu iki anlamlandırma şekli bizi Chavez’in “diktatörlüğü” (!) konusunda şu iki soruya götürür: 1) Mevcut tanım ve sınıflandırmalara göre Chavez yönetimindeki Venezuela bir diktatörlük müdür? 2) Chavez bir diktatör ise, kim değildir? Birinci sorunun cevabını saygın uluslararası indekslere bakıp verebiliriz. Freedom House, sivil ve siyasi özgürlükler üzerinden yaptığı puanlamayla her yıl ülkeleri üç sınıfa ayırıyor: özgür (0 – 2,5 puan arası), yarı özgür (3 – 5 puan arası) ve baskıcı (5,5 – 7 puan arası). Freedom House’un notlandırmasına göre, Venezuela 1999-2012 yılları arasındaki Chavez yönetimi boyunca “yarı özgür” ülkeler sınıfında yer almıştır. Aşağıdaki Freedom House grafiği Venezuela demokrasisi hakkında iki önemli bilgi daha vermektedir. Birincisi, Chavez 1999 yılında bir özgürlükler ülkesi devralmamıştır. İkincisi, 14 yıllık Chavez yönetiminin ilk 10 yılında özgürlükler konusunda kayda değer bir gerileme yaşanmamıştır.

FH,venezuela

Not: Freedom House özgürlük skoru 1-7 arasında değişir ve düşük skorlar daha fazla özgürlüğe işaret eder.

Economist dergisinin düzenlediği bir diğer demokrasi indeksinde de Chavez yönetimindeki Venezuela yine “orta sınıfta” yer almaktadır. Okumaya devam et