Bir yerel seçimin öğrettikleri

Başkalarının günahları sizi aziz yapmaz.” (A. Çehov)

seçim 2014

1. Üç aylık bir toplumsal gerilimin ve bürokratik iç savaşın sonunda girdiğimiz yerel seçimlerden AKP büyük bir zaferle çıktı. Aslında, Türkiye’nin en saygın araştırma kuruluşu olan KONDA geçen hafta “açıklamıştı” zaten genel sonuçları. İl bazında epey sürpriz var. Ama sosyoloji ve istatistikle sorunu olmayanlar için, genel oy oranlarında sürpriz yok.

2. Bu vesileyle SONAR’ın tarafsız bir ‘araştırma’ kuruluşu olmadığı da netleşmiş oldu. Neredeyse bütün araştırma kuruluşlarının yakın bir şekilde tahmin ettiği 2011 seçimlerinde elde ettiği talihli payeyi, 2014 seçimlerinde en fazla yanılan kurum olarak büyük oranda yitirdi SONAR. (Partizanlığı sebebiyle ben dikkate almıyordum zaten SONAR’ı).

3. Kendi pozisyonlarının ne kadar “daha kötü” olduklarından bihaber bir şekilde, seçim stratejilerini ısrarla AKP’nin “kötülüğü” üzerine inşa edenler yine kaybetti. (Beni dinlemeyeceklerini biliyorum; ama bari Özdil’e kulak versinler artık). Geleneksel AKP seçmeni, tüm sorunlarına rağmen, kendi partilerinin onlara “hala” daha iyi bir gelecek vaat ettiğine inandı.

4. Şubat ayında yüzde 41-43 bandında seyreden AKP oyları, Mart ayındaki ‘tape’ler sonrasında yüzde 44-46 bandına çıktı. Şüphesiz ki bunda akledenler için nice hikmetler vardır!

5. AKP’nin bu seçimlerde aldığı muazzam oy oranına yakın bir yerel seçim oy oranını sadece 1960’larda Adalet Partisi almıştı. Ne ilginçtir ki, 1960’larda da -bugünküne benzer bir şekilde- AP’yi sürükleyen iki rüzgâr vardı: darbe-karşıtlığı ve ekonomik kalkınma. Şüphesiz ki bunda da düşünenler için pek çok hikmet vardır.

6. Seçim sonuçları Gülen Cemaati’nin oy oranını da üç aşağı beş yukarı netleştirmiş oldu. 2011 genel seçimlerine kıyasen AKP oylarında sadece yüzde 4 civarında bir düşüş oldu. Bu oranın yaklaşık yarısının Cemaat oyları olduğunu söylemek yanlış olmaz.

7. Bu seçimlerin en ilginç gelişmelerinden bazıları “Doğu cephesinde” yaşandı. BDP, genel olarak barış süreci boyunca özel olarak da 17 Aralık sonrasında gösterdiği olgun ve demokrat tutumun meyvesini bölgede adeta tulum çıkararak aldı. Bunun dışında, Hüda-Par’ın ilk defa boy gösterdiği seçimlerdeki çıkışı da dikkate değerdi. Hüda-Par seçime katıldığı 11 il genelinde ortalama yüzde 2,5 oy alarak üçüncü parti oldu. (Urfa’yı dışarda tutarsak bu oran 3,2’ye yükseliyor). Kürt siyasetinin çoğulculaşması açısından önemli bir kazanım olan bu gelişme, önümüzdeki yıllarda araştırmacılar için de önemli çalışma alanları doğuracaktır.

hüda par

8. Kaybedeceklerinden emin olduğum ama kaybettikleri için de en çok üzüldüğüm iki aday Rize’de Mehmet Bekaroğlu ve Urfa’da Osman Baydemir idi. Kendilerine siyasetin diğer kulvarlarındaki mücadelelerinde başarılar dilerim… (Yeri gelmişken, Urfa’da AKP ile BDP’nin başa baş yarışacağını düşünecek kadar Türk siyasal gerçekliğinden uzak olan akademisyenlere de hususi selamlarımı ileteyim buradan!)

9. Yalova seçimleri “1 oy” reklamını doğrulatırcasına Türk siyasi tarihine geçti. Resmi sonuç olmamakla beraber, AKP adayı Yakup Koçal CHP adayı Vefa Salman’ı sadece 1 oy farkla geçti.

10. Yerel seçim olmanın ötesinde, hem hükümet hem de Başbakan Erdoğan için bir güvenoyuna dönüşen seçimlerde AKP’nin aldığı yüksek oy oranı, bir erken seçimin de habercisi bence. Başbakan Erdoğan, Türkiye’nin ve bölge ülkelerinin siyaset ve ekonomilerinin geleceğinin belirsiz olduğu bir konjonktürde, seçmen desteğinde yakaladığı bu kadar yüksek destek oranını vakit geçirmeden genel seçimlere de yansıtmak isteyebilir. Bu yaz Cumhurbaşkanlığı seçimi ile birlikte parlamento seçimleri de yapılırsa şaşırmayın…

Reklamlar

10 comments on “Bir yerel seçimin öğrettikleri

  1. Hocam selam,

    Ben cemaatin oy oranına ilişkin tespitinize katılmıyorum. Şöyle ki;
    Yalnızca İstanbul, Ankara ve İzmir’deki AK Parti oylarındaki düşüş, sizin cemaate atfettiğiniz bu %3-4’ü açıklamaya yetmektedir. Buradaki düşüşün sebebi olarak da ben cemaati değil özellikle İstanbul ve Ankara için CHP adaylarının etkili olduğunu düşünüyorum. Hatay gibi örnekleri de verecek olursan Gülen Cemaatinin herhangi bir etkisi olmadığı sonucuna varıyorum.

    Şu halde akla gelen ilk soru “nerede bu Gülen cemaatinin oyları?”. Bana sorarsanız olan şudur: Sandık başına gidene kadar kendi içlerinde takiyye yaptılar 🙂 Yav tamam oylar Cehapeye – Mehapeye dediler fakat sandık başına gidip perdeyi kapatınca AKP’ye “evet” dediler.

    Her ne olursa olsun, Gülen Cemaatinin oyları manipüle etme gibi bir fonksiyonunun olmadığı ortaya çıktı. Yani; Gazetemiz 1 milyon satıyor, hepimiz 3 kişiyi ikna etsek hoop oldu mu sana % 15 tarzı hesapların tutmadığını görmek sevindirici.

    iyi çalışmalar dilerim

    • Selamlar Taylan,
      % 8-15 gibi rakamları telaffuz edenler ya propaganda yapıyor ya da hayal aleminde yaşıyorlardı zaten. Ama Cemaatin (iline göre) %1-3 arası bir oy tabanı olduğu ve bu tabanın da büyük bir kısmının CHP ya da MHP’ye oy verdiği de bir gerçek. Son üç ayda yapılan anketlerde de buna işaret eden veriler var. Özellikle Metropol’ün anketlerinde.
      Sadece Ankara’da seçimin başa baş gitmesinin bile birinci nedeni Mansur Yavaş’tan ziyade %2-3 civarındaki Cemaat oylarıdır bence.
      İyi çalışmalar,

  2. Merhaba hocam,

    Öncelikle sizden daha uzun ve kapsamlı bir seçim analizi beklerdim.Kesinleşen sonuçlardan sonra bir analiz daha yaparsınız diye bekliyorum.Yaptığınız 10 çıkarımın 9’una eyvallah,altına imzamı atarım ama 3.çıkarım çok mantıksız geldi bana.Şöyle ki,ülkemizde insanlar muhalefet partisinden ne bekliyorlar anlamış değilim.Bir muhalefet partisinin böyle bir olaydan nasıl haberi olabilir ki.Sonuçta elinde bir yürütme gücü yok.Ne polisi var ne de istihbarat ajanları var.Başbakanı ve bakanları takip ettirip dinletmeside şuç olduğuna göre böyle adli bir konuda yapabileceği hiçbirşey yok.Tek yapabildiği yasal çerçevede yasamaya katkıda bulunmak ve kısmende olsa hükümeti denetlemek.Diyelim ki bu yolsuzlukları bir şekilde öğrendi.Ne yapabilir ki?Çıkıp basın toplantısı düzenlese başına gelmeyen kalmaz sanırım 🙂 Elinde hiçbir delil yok çünkü.

    Ben Yılmaz Özdil’i severim ve köşe yazılarını sürekli takip ederim.Ama burda biraz saçmaladığını düşünüyorum.

    • Merhaba Mustafa,
      Özdil’i sevmem. Ama burada saçmaladığını düşünmüyorum. Muhalefetin bilgisizliğini eleştiriyor etkisizliğini değil.
      Bir de benim en haklı bulduğum kısım orası değildi zaten. Sondaki “tape siyaseti” eleştirisi idi.
      Vakit bulursam bu ay daha detaylı yazacağım seçimler hakkında, en azından ‘Doğu cephesi’ hakkında.

      • Muhalefetin yolsuzluk konusunda bilgisinin olmasının imkansız olduğunu düşünüyorum.Bu adli bir mesele ve elinde yasal hiçbir güç yok.Bu durumda bilgisizliğinin eleştirilmesi saçmadır.

          • Yolsuzluk adli olduğu kadar siyasi bir konu/sorun olsada, muhalefete bunu önceden bilmediği için yüklenmek ne kadar etik?Önceden de söylediğim gibi bunu öğrenebilmesi için elinde ”yasal” hiçbir yol yok.SAYGILARIMLA HOCAM.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s