Yolsuzluk ve Seçimler

17 Aralık yolsuzluk operasyonları sonrasında yaşadığımız çalkantılı günlerde en çok merak edilen konulardan biri de yolsuzluk iddialarının önümüzdeki seçimlerde AKP’nin oy oranlarını nasıl etkileyeceği. İlk bakışta, dinen ve kanunen yasak olan yolsuzluğa bulaşan siyasetçilerin bunun bedelini seçimlerde ödeyeceği akla yatkın bir önerme olarak duruyor. Fakat yolsuzlukların Türkiye’deki seçimler üzerinde büyük etki yapmasını engellediğini düşündüğüm bir genel bir de özel sebep var.   

Yolsuzluğun seçimlerde AKP oylarında büyük bir düşüşe sebep olmayacağını düşünmemin Türkiye’ye özel sebebi Türk toplumundaki aşırı siyasal kutuplaşma ve bunun sonucunda azalan partiler arası oy geçişkenliğidir. Türkiye dünyanın en kutuplaşmış ülkelerinden birisi ve maalesef AKP döneminde bu kutuplaşma daha da derinleşti. Önce Ergenekon ve Balyoz davaları sürecinde, daha sonra da Gezi Parkı sürecinde Başbakan Erdoğan Türk siyasetini “iyilerle kötülerin mücadelesi” olarak yansıttı ve yıllar içinde AKP tabanı büyük oranda bu algıyı benimsedi. Muhalif parti ve hareketleri neredeyse “mutlak kötü” olarak algılayan AKP tabanında yolsuzluklar AKP’yi “daha az iyi” yapabilir; ama AKP diğer “kötü” alternatiflere kıyasen halen “iyi” olarak görüldüğünden desteklenmeye devam edilecektir. Bir merkez sağ alternatifinin yokluğunda, günümüz konjonktüründe ortalama bir AKP seçmeninin yolsuzluk iddia ve suçlamalarından dolayı CHP ya da MHP’ye oy verme ihtimali oldukça düşüktür. (Aynı şey diğer parti tabanları için de geçerlidir. 2011’deki kaset kumpası MHP oylarında ciddi bir düşüşe sebep olmamıştı mesela).

Metropoll’ün Aralık ve Ocak aylarında yaptığı anketler, yukarıdaki beklentiyle uyumlu olarak, AKP tabanının partilerine ve Başbakan Erdoğan’a verdikleri destekte büyük bir düşüş olmadığını göstermektedir. Ocak ayındaki anketteki “Bugün genel seçim olsa hangi partiye oy verirsiniz?” sorusuna AKP cevabı verenlerin oranı 43,2. Dershane tartışmasıyla başlayan süreçte AKP’den kopan %3 civarındaki Gülen Cemaati’nin oyunu da hesaba kattığımızda, AKP’nin Cemaat-dışı oylarındaki kayıp %3 civarında kalmaktadır. Genel oy kadar önemli bir diğer gösterge de Başbakan Erdoğan’ın performansını onaylama yüzdesidir. Metropoll’ün Ocak 2013 ve Aralık 2013 anketlerini kıyasladığımızda karşımıza şu resim çıkmaktadır: Gezi Parkı eylemleri ve dershane tartışmaları sonrasında Başbakan Erdoğan’ın Türkiye genelinde onaylanma oranı düşmektedir; fakat Başbakan Erdoğan AKP tabanındaki desteğini muhafaza etmektedir. Ocak 2013’te “Başbakan Erdoğan’ın görev yapış tarzını” onaylayan AKPli seçmenlerin oranı %85 iken, Aralık 2013’te dershane tartışması sonrasında dahi bu oran düşmemiş ve %87 olarak kalmıştır (Bkz: Aşağıdaki grafik. -Büyütmek için grafiği tıklayın-). Dolayısıyla, Mahçupyan ve Göktürk’ün de altını çizdikleri üzere, Gezi Parkı eylemleri ve dershane/yolsuzluk tartışmaları süreçlerinde Başbakan Erdoğan’ın kullandığı “dış güçler” ve “darbe” söyleminin AKP tabanında etkin bir işlev gördüğünü ve tabanı konsolide ederek bu süreçlerin muhtemel seçim maliyetlerini büyük oranda savuşturduğunu söyleyebiliriz. (Yolsuzluk operasyonları sonrasında yapılan Ocak 2014 anketinde Metropoll maalesef parti tabanlarına göre Başbakan’ı destekleme oranlarını göstermiyor. Bu yüzden bu oranları kullanamadım. Fakat Ocak ayındaki genel destek oranında sadece minimal (%2) bir düşme olduğu için, Aralık ayındaki yüzdelerin üç aşağı beş yukarı Ocak ayı için de geçerli olabileceğini söyleyebiliriz.)

2013, ocak-aralık

Genel sebebe gelince, insanların ‘kötülük’ ve ‘problem’ algıları, yaşadıkları toplumdan bağımsız değildir. İlkesel olarak kötü olan bir fiil, bu fiilin yaygın olduğu ülkelerde toplum tarafından daha fazla tolere edilir. Bu durum yolsuzluk için de geçerlidir. Yolsuzluğun nadir olduğu toplumlarda yolsuzluğun görece kötülüğü çok daha fazlayken, yolsuzluğun yaygın olduğu toplumlarda ise yolsuzluk daha hafif bir suç olarak görülmektedir. Geçen sene Marko Klasnja ve Joshua Tucker’ın yaptıkları akademik çalışmanın bulguları bu noktaya ışık tutmaktadır. Yolsuzluğun düşük olduğu İsveç ile yolsuzluğun yaygın olduğu Moldova’daki seçmen davranışlarını araştıran çalışma, İsveç’te seçmenlerin yolsuzluğa genel olarak olumsuz tepki verdiklerini, Moldova’da ise seçmenlerin sadece ekonomik koşulların kötüleştiği zamanlarda yolsuzluğu ciddi bir sorun olarak gördüklerini ortaya koymuştur. Dolayısıyla, Türkiye -Moldova kadar olmasa da- yolsuzluğun görece olarak yaygın olduğu bir ülke olduğu için, 17 Aralık sonrasındaki yolsuzluk iddialarının AKP oylarında büyük bir düşüşe sebep olmayacağını söyleyebiliriz. (Yolsuzluk konusunda en yaygın kullanılan indeks olan Transparency International’ın 2013 yılına ait yolsuzluk indeksinde İsveç 89 puanla üçüncü, Türkiye 50 puanla 53’üncü, Moldova ise 35 puanla 102’nci idi).

Fakat yukarıdaki çalışmanın da ortaya koyduğu üzere, ekonomik koşulların değiştiği bir Türkiye’de yolsuzlukların seçimlere etkisi artabilir. Son 10 yıl içinde büyürken önemli oranda da şişen Türkiye ekonomisinin yakın bir gelecekte daralması ve krize girmesi kuvvetle muhtemeldir. Dolayısıyla, Mart ayındaki belediye seçimlerinde olmasa dahi, 2015’teki genel seçimlerde AKP’nin işi oldukça zorlaşabilir. Şunu da akıldan uzak tutmamak gerekiyor yalnız. 17 Aralık’ı kendi tabanına “darbe girişimi” olarak kabul ettirmesi durumunda, Başbakan Erdoğan muhtemel bir ekonomik daralmanın suçunu “darbeciler” üzerine atarak ekonomideki kötüleşmenin siyasal maliyetini önemli oranda savuşturabilir.

darbe, 17 Aralık***

Tüm bu verilerin ışığında şöyle bir öngörü yapabilirim 30 Mart’taki yerel seçimler için. Önümüzdeki iki ay içinde yeni bir siyasi veya ekonomik kriz durumu yaşamadığımız sürece, 30 Mart’ta AKP’nin 2009 seçimlerinde aldığı %38.8’e yakın bir oy alacağını düşünüyorum. Tahminin, %38-42 arasında bir yüzde olacak. AKP, kaybettiği Cemaat oylarını bir önceki seçimde Saadet Partisi ve Demokrat Parti’ye giden oylarla büyük oranda telafi edebilir. İki önemli şehirden İstanbul’u da yaklaşık 5 puan farkla AKP’nin alacağını düşünüyorum. Ankara’da ise, kaybedilecek Cemaat oylarını telafi edecek bir oy grubunun olmaması ve MHP tabanından Mansur Yavaş’a verilebilecek kısmi destek sebebiyle, yarışın büyük bir çekişmeyle geçeceğini düşünüyor ve CHP’nin az bir farklı kazanma ihtimalini daha yüksek görüyorum.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s