Mısır üzerine notlar: Darbe, katliam, ikiyüzlülük… (ve diğer reelpolitik günahlar)

1. Demokrasi acıların çocuğudur; Mısır’ın çekeceği daha çok acı var maalesef. Mısır demokrasisinin zamana ihtiyacı vardı, İhvanın da basirete… İkisi de nasip olmadı.

2. Siyasi başarı üç şeyle gelir: meşruiyet, güç, basiret. İhvan ve Mursi bunlardan sadece ilkine sahipti.

3. Zalimliğini defaatle kanıtlamış bir ordunun ulusal ve uluslararası desteği arkasına alarak yaptığı bir darbeye direnmek doğru değildi bence. Hükümete yakın kesimler de dahil olmak üzere hemen herkesin öngörebildiği bir katliamı engellemek için geri adım atmak gerekirdi. Darbecilerin zaten yatacak yerleri yok; ama Allah İhvan’ın da taksiratını affetsin… İhvan mensupları direnişe devam etse de etmese de Mısır’a bir gün demokrasi gelecek. Ama ölen yüzlerce Mısırlı genç geri gelmeyecek. Dahası, kitleselleşen ölümler, belki de Mısır’ın toplumsal birliğini iflah olmaz bir şekilde zedeleyecek. (Bu konudaki müstesna ve cesur uyarısından dolayı Rasim Özdenören‘e teşekkürler).

4. Mısır ekonomik ve askeri sebeplerle bağımlı bir ‘manda’ olmaya mahkum bir devlettir. Mısır’ın görece refahı, İhvan’ın ve diğer gayrimennun Mısırlıların, küresel güç dengeleri değişmeden bu gerçeği değiştiremeyeceklerini görüp -AKP’nin geçirdiği evrime benzer- bir uyumlulaşma dönüşümü gerçekleştirmesine bağlı. (Bu noktayı ilerde müstakil bir yazıda daha detaylı olarak ele alacağım).

5. Mısır’da gerçekleşen askeri müdahale bir adlandırma tartışması yarattı; ve iktidar ve muhalefetiyle Mısır aynasında kendi yansımalarını gören Türkler bu tartışmayı en hararetli yapanlardan oldu. Mısır’da gerçekleşen şey elbette bir darbe idi. Fakat koalisyon ortağının dahi destek verdiği bir askeri müdahaleye salt bir darbe muamelesi yapmayı siyaset bilimi açısından yanlış buluyorum. Mısır’da gerçekleşen şey darbe (coup) + devrim (revolution) + geri çekme (recall) idi bence. “Akil adam” Juan Cole’un tabiriyle “revocouption” idi.

6. ABD’nin Mısır darbesinin yanında yer alması, ne siyasi ne ahlaki olarak “şaşılacak” bir durumdur. Samimiyetsizliğin ve çıkarcılığın norm olduğu bir dünyada, “çifte standart” suçlamasının vicdani ya da siyasi hiçbir kıymet-i harbiyesi yoktur.

7. Mısır üzerinden “Batı’nın çifte standartları” analizlerine başlamadan önce, Menderes hükümetinin 1953 yılında İran Başbakanı Musaddık’a yönelik darbeye verdiği desteği hatırlamak gerekir.

8. Benzer şekilde, Muhammed Baradey‘i darbe hükümetinde yer aldığı için eleştirmeden önce, bundan 33 sene evvel bir başka darbe hükümeti kurulduğunu ve sonraları Türkiye tarihinin en ‘reformist’ lideri olarak anılacak Turgut Özal’ın bu hükümette iki sene “Başbakan yardımcısı” olarak görev aldığını hatırlamak gerekir.

9. ABD’nin Mısır’daki müdahaleye “darbe” dememesi ilkesiz ama anlaşılır bir politikadır. Darbeye darbe, soykırıma soykırım, teröriste terörist dememek uluslararası siyasette nadirattan değildir. Her şey bir tarafa, bir taraftan onlarca general ve gazetecisini “terör örgütü mensubu” olarak tutuklarken, diğer taraftan komşu ülkenin (Irak) yüksek yargısı tarafından oybirliğiyle “terör suçlarından” mahkum edilen devlet görevlisini (Haşimi) himaye eden bir ülkenin vatandaşlarıyız.

10. Tüm bunların ötesinde, darbe sadece “makro” bir fenomen değildir ve makro darbelere karşı çıkan (ya da Mısır örneğinde o ‘pozu’ veren) insanların pek çoğu maalesef mikro darbeleri savunmaktadır. Dikkatle bakarsanız, mesela, zorunlu askerlik mikro düzeyde bir “darbe”dir. Bu yüzden de vicdani ret hakkına itiraz eden herkes darbecidir. Benzer bir şekilde, meşru bir hükümetin darbeyle indirilmesini meşrulaştırmak ile masum bir kişinin haksız tutukluluğunu meşrulaştırmak aynı ahlaksız zihniyetin ürünüdür.

11. Sandığa ve “milli irade”ye elbette saygı duyulmalıdır. Ancak bu saygı, mitinglerle değil, adil seçimler, çoğulcu siyaset ve güçlü yerel yönetimler ile sağlanır. Sandık kutsal mıdır bilmiyorum. Ama günümüz Türkiye’sinde sandığı en fazla kutsayanların aynı zamanda onu en fazla değersizleştirenler olması manidardır.

12. Bu durum Kürt meselesinde çok daha net bir şekilde ortaya çıkmaktadır. 2009’dan bu yana zorlama yorumlar, zayıf deliller ve evrensel hukukla uyumsuz kanuni dayanaklar ile KCK operasyonları yapılmış ve yüzlerce BDPli siyasetçi tutuklanarak legal Kürt siyasetine ‘darbe’ vurulmuştur. (Başbakan Erdoğan’ın geçen seneki MİT krizi sonrasında yine “milli irade” refleksiyle kullandığı “seçilmişleri atanmışlara kul etmeyiz” ifadesine Selahattin Demirtaş tam da bu noktayı hatırlatarak müstehzi bir cevap vermişti).

demirtaş

13. Mısır aynasında başka ülkelerin tutarsızlıklarını gördüğümüz kadar, Türkiye’nin tutarsızlıklarını da görmemiz gerekir. Benim bu tutarsızlıkları sıklıkla vurgulamamın sebebi, siyasetçilerimizin ne kadar “kötü” olduklarını göstermek değil, Türkiye’ninkiler de dahil olmak üzere tüm siyasetçilerin ve tüm “milli politikaların” ne kadar kötü olduklarını göstermek. Zira ancak kendi tutarsız ve “kötü” politikalarımızla yüzleşebildiğimizde, başka ülkeleri “ilkeler” üzerinden yargılama yanlışından kurtulabileceğiz. Ve bu sayede de belki -mesela- Suriye iç savaşında İran hakkında yaptığımız türden yanlışların bedellerini bir daha bu kadar acı bir şekilde yaşa(t)mayacağız.

Reklamlar
By fekmekci

14 comments on “Mısır üzerine notlar: Darbe, katliam, ikiyüzlülük… (ve diğer reelpolitik günahlar)

  1. sevgili hocam yazınızı büyük bir zevkle okudum. mısırda yaşanan olaylar konusunda darbe konusunda dediğiniz herşeye noktasına kadar katılıyorum. mısır siyasetini tam anlamıyla elekten geçiren bir yazıyı ilk defa okuyorum. malum herkes kendine göre konuşur ama siz burada bunu yapmamışsınız. fakat türkiye konusunda gördüğüm kadarıyla taraflı tutumunuz her halinden belli oluyor. elbette her kim tarafından olursa olsun(millet hariç) yapılan darbeleri destekleyenleri hoş görmeyiz buna sabah akşam dua ettiğimiz turgut özalda dahil. ama ülkesinin g. doğudaki topraklarında yeni bir devlet kurmak için faaliyet yürüten bir örgüte üye olacak onu destekleyeceksin ve bu örgüt belediye otobüslerine bomba koyacak molotofla saldıracak orada insanlar ölecek diyarbakırda bir cemiyete ait yurda molotofla saldıracak 30.000 civarında insan öldürecek ve siz bunlara destek verenleri sırf seçilmiş insanlar diye görmezden geleceksiz bu hiç doğru değil.temennimiz bu barış süreciniz layıkıyla tamamlanması ama bu süreç örgütün ve destekleyenlerin seçilmiş dahi olsa içeri atılmasına engel değildir. sultan selim hanın şah ismaile dediği gibi ülkesi insanın nikahlı karısı gibidir.biz nikahlımıza uzanan namahrem elinin kopmasından yanayız ama kanunlarmız izin vermiyor. ülkede suçsuz öğrenci bebek öldürmenin cezasını siz onlar seçilmiş diye çekmesin diyorsunuz ama allah seçil atanmış ayrımı yapmıyor. biliyor musunuz bilmiyorum ama allah kısasa kısas diyor. necip fazılında dediği gibi ”Benim inandığım sistemde, sabah bir masumun öldürüldüğünü duyarsanız; Akşam darağacında sallanan birini görürsünüz. sizin inandığınız sistem ne bilmem ama bu ülkede işlemez kaos yaratır biz buna karşıyız. atatürkte türk ve dünya siyasetini yanlış yorumlamış islamın usullerinde uzak bir sistem kurmuştu da hala ceremesini çekiyoruz. bu millet artık gözünü açtı ve kaos çıkaranlara destekleyenlere aman vermemek için gayret edecektir.

  2. ben kürt sorununu kürtlere yapılan eziyetleri inkar etmedim 300 yıldan fazla bir geçmişe sahip olan kürt sorununun çözülmesi en büyük temennimizdir.ben sadece terörizme karşı net tavrımı ortaya koydum destekleyenleri kınadım. kitap okurken ayrım yapmam elimdeki kitap bitince ilk işim tavsiyenize uymak olacak.

  3. ben bu dediklerinizi zaten inkar etmiyorum. ben bu ülkede kürt milletine meşru haklarının en kısa zamanda tekrar verilmesini istyenlerdenim. ama kürt halkı eziyet gördü diye öğrenci yurdunu bombalamak molotoflamak halk otobüslerini molotoflamak köy basmak silahsız erlerin önünü kesip kurşuna dizmek gibi faaliyetleri gerçekleştirenleri ve bunları kürt halkı için yaptıklarını söyleyenleri meşru göstermek bunları görmezden gelerek sadece kürt halkının çektiklerini sadece bunlar varmış gibi göstermek terör olaylarına destek vermektir.bunu hiç bir inanç sistemi hiçbir ahlak sistemi kabul edemez.bunu bir bilim adamı olarak sizinde kabul etmemeniz gerekir.zira o otobüste buluna siz veya ailenizden biride olabilirdi.vicdani red konusuna gelince aslında onun tartışılacak bir yanı yok bir insan ben müslümanım diyorsa allah vicdanı red hakkını o insana yasaklamıştır.müslümanın böyle bir hakkı yok olmadığı için isteyemez. müslüman değilse en doğal hakkıdır müslüman bir ülke için asker olmamak.bu konuda siz ne düşünürsünüz bilemem ama biz bu dünyaya yaşamak yemek içmek yatmak için gelmedik. bu konuda cübbeli ahmet hocanın ünlü bir sözü var biliyormusunuz bilmiyorum ama bilmiyorsanız okumanızı veya dinlemenizi tavsiye ederim. ve yine herşeye rağmen sizinle bu konuları konuşmak bilmediklerimi öğrenmek ve helede bunları yüzyüze yapmak bana büyük bir zevk verecektir. ilginiz için teşekkür ederim.

    • Ne Bekir Kaya ne Büşra Ersanlı ne de aklı başında herhangi bir BDPli bahsettiğin melun şiddet eylemlerini destekliyorlar. KCK operasyonlarının derdi terör değil Şahin.
      Bir de, Yahudi okullarının bahçelerine roket atan bir örgüte “terör örgütü değil, direniş örgütü” diyen bir başbakan (ve onun temsil ettiği yüzde 50) yönetiyor bu ülkeyi.

  4. benim kasdettiğim bunlar değildi ama kck yapılanmasını her nekadar sevmesemde şamil tayyardan ve bölge insanından dinlemek daha doğru bilgilere ulşatırabilir. kck magdurlarıyla bizzat aynı evde yaşadım üstelik kürk olup destek vermedikleri için. ailelerinin destek vermediği için nasıl kafalarına silah dayandığını birilerinin araya girmese sizin o masum gösterdiğiniz kck tarafından nasıl öldürüleceklerini bizzat olayın şahitlerin ağzından dinledim. olayı anlatırken bile seslerinin nasıl titrediğini yüreğimde hissettim. hükümet konusunda bahsettiğiniz konu hakkında bir bilgim yok daha doğrusu benim israil-filistin ilişkileri hakkında bilgim sizin kadar olamaz. bu konuyu bilmediğim için dediğinizi ne eleştirebilirim ne de savunabilirm. benim amacım chp gibi herşeye muhalefet etmek değil doğrusunu söylemek eksik veya yanlış bilgim varsa öğrenmek.

  5. bu arada pkk ya destek vermek pkk nın yaptığı eylemlere de destek vermek değil mi sayın hocam. pkk halk direnişçisi diyenlerde bdp liler değil mi. bu konuda milyonlarca delil sunabilirm. çocuk katilleri ne zaman halk direnişçisi oldu.gaziantep in göbeğinde patlayan bombayı ne çabuk unuttunuz 5 yaşında ölen çocuğu nasıl unuttunuz bunu pkk yapmadı mı kck pkk nın şehir içi yapılanması değil mi bunları vicdanı olan nasıl görmezden gelebilir. dilerim allahtan çocuk öldürenler ve bunları destekleyenler evlat acısı çekmeden ölmesinler.

  6. sayın hocam ihvanın geri çekilmemesi hakkında da ufak bir şey söylemek istiyorum.olaylar çıktığında ihvan hakkında ufak bir araştırma yapmıştım ve sanırım 1954 te nasr döneminde bu olayların benzeri yaşanmış ve müslüman halk aynı şekilde sokaklara dökülmüş.ihvanın nasr dan istekleri varmış ve halk sokaklardaymış.daha sonra tıpkı şimdi dediğiniz gibi bir uzlaşma olmuş ve ihvan halka evlerine dönmelerini söylemiş.halkın tansiyonunu düşürmüşler fakat hemen ardından ihvan yöneticileri tutuklanmış ve çoğu hapse atılmış.bu ihvana çok büyük bir darbe vurmuş.tarihte böyle bir tecrübeye sahip ihvanın geri adım atmaması bence gayet normal çünkü onlarda biliyorlar ve bu gayet öngörülen bir şey ki halk eve döndüğünde ihvana büyük bir darbe daha vurulacak ve çoğu hapse atılacak.bu açıdan bakarsak onları daha iyi anlayabiliriz.evet çok insan öldü belki ama geri çekilmeme seçeneğini denemek belki daha iyi olmuş olabilir çünkü başarma ihtimalleri var en azından Batı darbe diyemese de sisi nin yaptıklarını da desteklemiyor.kısacası halkın geri çekilmesi demek bütün haksızlıkları kabullenip sineye çekmek demektir.bu da ne kadar doğru tartışılır.

    • Merhaba Hakan,
      Bu tarihi tecrübenin etkisini görebiliyorum, ama bana ikna edici gelmiyor bu argüman. Öncelikle bu tecrübe 60 sene önceydi. Dünya ve Mısır o zamandan bu zamana çok değişti. Yani “uzlaşırsak aynı şey olur” düşüncesi bana gerçekçi gelmiyor. İkinci olarak, eğer darbe azınlık bir askeri grubun darbesi olsaydı, direnmenin mantığı olabilirdi bence. Fakat Mısır içinde ve uluslararası camiada çok fazla desteği var darbenin. Yani geriye dönüşün ve iktidarın mevcut haliyle Mursi’ye teslim edilmesinin gerçekleşme ihtimali çok düşük. Bir de ölümlerin toplumsal bölünmeyi katılaştıracağını düşündüğümüzde, bana direnme mantıksız ve yanlış geliyor. Yine de suçlamıyorum tabi İhvan’ı; ama keşke daha basiretli olabilselerdi diye üzülüyorum.
      Selamlar,

  7. şuan da ihtimaller öngörüler üzerinden konuşuyoruz ama benim gördüğüm kadarıyla darbenin destekçisi var ama katliamın destekçisi yok eğer katliamı da destekleselerdi hep bir ağızdan o zaman tamam bunun kurtuluşu yok herkes eve dönsün daha fazla insan ölmesin derdim.ayrıca ABD nin mursi nin serbest bırakılmasını istemesi de önemli bir şeydir.dahası darbenin birçok nedeni vardır belki ama önemli bir nedeni de israil in bölgedeki güvenlik kaygılarının artmasıdır. müslüman kardeşler biraz hızlı davrandılar bundan da kaynaklanıyor ve Türkiye de akp nin yaptığı geçişi yapmadılar.bana göre eğer şu anda geri çekilirlerse hiç bir şey kazanamazlar ama direnirlerse mursi belki tekrar gelmez bu düşük bir ihtimal ama en azından aynı görüşte bir insan gelebilir seçimle.otururlar uzlaşırlar bazı tavizler verirler ama en azından mısırdaki islama yönelik baskı kırılır.ayrıca hocam siz de biliyorsunuz ki mısırda islama yönelik büyük baskılar vardı. mursi nin gelişiyle halk biraz rahatladı ve bunu kaybetmek istemiyor. ayrıca gösterilerdeki insanlarda gördüğüm kadarıyla demokrasi değilde islam için sokaklardalar.eğer mursi darbeyle gelseydi darbe desteklenirdi gibi geliyor bana ve bu da biraz daha anlaşılır kılıyor insanların tankın karşısına geçip ölümü göze alıp durdurmaya çalışmasını ve hatta ölmesini.çünkü belki demokrasi için ölünmez ama Allah ın dini için ölünür. ayrıca şunu da ekliyeyim ihvan yöneticileri yavaş yavaş toplanmaya başlanmış zaten gösteriler bittiğinde hepsi nin hapse atılacağı belli yani tarihe bakmaya da fazla gerek yok bunun için.sizin dediğiniz toplumsal bölünme de önemli bir konu tabi ki ama bazen risk almak gerekli hocam.şuan sizin kadar tecrübeli değiliz tabi belki biraz daha duygusal yaklaşıyoruz ama inşallah ne olursa hayırlısı olur mısır için bir an önce biter bu zulüm.

    • Hakan,
      Katliam karşısında en fazla “ayıplanıyor” Mısır, kınanmıyor cezalandırılmıyor. Hamas’ın bile en fazla “biz karışmayız” dediği bir katliamla karşı karşıyayız. Bence dünyanın ve Mısırlıların tepkisi konusunda fazla iyimsersin. Ama inşallah senin dediğin şeyler gerçekleşir.
      İhvan’ın bir toplumsal karşılığı var. Rejim de bunun farkında. İhvan bahsettiğin iyileşmelerin kalıcılaşması ve yönetime ortaklık konusunda bir uzlaşma için kısmi bir geri adımla krizi çok daha hayırlı bir şekilde çözebilirdi bence.
      Hayırlısı.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s