Türk Hassasiyetleri: Kaygı, Bahane, Çözüm

Kürt meselesinin -ve artık onun bölünmez bir parçası haline gelmiş PKK’nın silahsızlanmasının- çözüm yolu bir muamma değildir. Gerek Türkiye Kürtlerinin talepleri gerekse başarılı Avrupa çözümlerindeki yol haritaları yeterince nettir. Fakat bizim bu ‘malum’ çözüme ulaşmamızın önünde birkaç temel engel bulunmaktadır. Bu engellerden biri, Türklerin çoğunluğunun çözümün gerekli parçaları olan anadilde eğitim, yerel özerklik ve genel af konularında olumsuz bir tavır takınmasıdır. “Türk hassasiyetleri” olarak özetlenen bu olumsuz tavır, siyasal iktidarı “oy kaybı” endişesine itmektedir ve hükümetler tarafından da yapılmayan reformlar ve atılmayan adımlar için bir gerekçe/mazeret olarak sunulmaktadır.

Hâlbuki “Türk hassasiyetleri” üzerine bina edilmiş “oy kaybı” endişesi büyük oranda yersizdir. Zira son beş yılda AKP Türk kamuoyunun çoğunluğunun desteklemediği pek çok adım attı ve bu adımların hiçbiri AKP’nin oylarında kayda değer bir düşüşe sebep olmadı. Örneğin, elimizdeki anketlere göre, Türklerin çoğunluğu 2009’daki Kürt açılımına, TRT Şeş‘in açılmasına, Öcalan’la müzakere edilmesine, 2011’deki bedelli askerlik yasasına ve 2012’deki serbest kıyafet yasasına karşı idi. Fakat bu siyasal adım ve yasaların hiçbiri AKP’ye oy kaybettirmedi.

Bu adımlar ve yasalar sonrasında iktidarın oy kaybı yaşamamasının ardında bir genel bir de Türkiye’ye özel sebep var bence. Genel sebep, tanınan hakların ve gerçekleştirilen reformların kitlelerin zihninde hızlı bir şekilde normalleşmesidir. Örneğin, aşağıdaki grafikte görüldüğü üzere, TRT Şeş‘in yayına başlamasının ardından TRT Şeş‘e olumsuz bakanların yüzdesinde hızlı bir düşüş yaşanmıştır. Özel sebepse, AKP tabanının Başbakan Erdoğan’a duyduğu itimattır. Türkiye’nin yaklaşık yarısı, Başbakan Erdoğan’a muazzam bir güven ve saygı duymaktadır ve şahsen karşı olduğu bir adımı Başbakan Erdoğan attığında tevekkül edip “Vardır Başbakan’ın bir bildiği” şeklinde bir düşünceye sığınmaktadır. Normal bir demokraside sorgulanabilecek olan bu “siyasi tevekkül”, Türkiye’nin kronik meselelerini çözme konusunda bir fırsat da sunuyor bence. Leyla Zana’nın “Başbakan Erdoğan bu sorunu çözer” sözü de bu açıdan değerlendirilmelidir. (Milliyetçiliğin sınırlamalarından kurtulabilir ve elindeki gücü paylaşmaya razı olabilirse) Kürt sorununu kısa ve orta vadede çözebilecek tek siyasi liderdir Başbakan Erdoğan.

trt ses, anketler

TRT Şeş’in açılmasına olumsuz bakanların yüzdesindeki düşüş

Tüm bunlara rağmen iktidarın zihninde bir “oy kaybı” düşüncesi oluşsa bile, bu düşünce, gerekli adımların atılmaması için meşru ve geçerli bir sebep olamaz. Zira oy kaybı ihtimalini (ya da vehmini) ortadan kaldırarak da Kürt meselesinde gerekli adımları atmak mümkün. Eğer “Türk hassasiyetleri” iktidar için bir mazeret değil de samimi bir gerekçe ise, iktidar şu iki yolla bu hassasiyetlerin oy kaybına dönüşme ihtimalini ortadan kaldırabilir:

1) Hükümet, eksik bilgi ve yersiz korkular üzerine inşa edilmiş “hassasiyetleri” besleyen değil, onları azaltmayı hedefleyen bir dil kullanmalı. Başbakan’ın “Anadilde eğitim ülkeyi böler, çökertir”, Anayasa Komisyonu Başkanı’nın da “Anadilde eğitim şeytana uymaktır” dediği bir ülkede, sıradan vatandaşların anadilde eğitime karşı olmasının şaşılacak bir tarafı olmaz. Hükümet yetkilileri bu dili terk etmeli ve Türk halkına anadilde eğitimin hem temel bir hak olduğunu, hem dünya genelinde yaygın olarak uygulandığını, hem de Türkiye’deki dil bütünlüğüne bir tehdit arz etmediği anlatmalı. Hükümet, milliyetçi tabanını ürkütmemek için böyle bir dili kullanmayı tercih etmiş olabilir; fakat Başbakan’ın geniş bir kitle tarafından “Başöğretmen” olarak görüldüğü bir ülkede, bu dil mevcut hassasiyetleri katılaştırıp yaygınlaştırarak hükümetin önünü tıkayabilir. İhsan Dağı’nın şu sözlerine kulak vermek gerekir: “Hükümetin bir yandan sert milliyetçi bir söylemle Türk kamuoyunun gazını alıp, aynı anda da Kürt sorununu çözücü girişimler yapabileceği teorisi süreci tıkar, çünkü hükümet kendi oluşturduğu kamuoyunun tutsağı haline gelir, manevra kabiliyetini kaybeder.”

2) İnsan bencil bir varlıktır. Ortalama bir Türk de bencildir ve kendi haklarına yönelik bir iyileştirme getirmeyen bir demokrasi mücadelesini destekleme ihtimali düşüktür. Günümüz Türkiye’sinde halkın hemen her kesiminin bir özgürlük talebi vardır ve bu durum Kürt meselesinin çözümü açısından bir avantaj oluşturmaktadır. Hükümet, Kürt meselesinin çözümünü müstakil olarak ele almaktansa genel bir özgürlük ve demokrasi paketinin içinde sunarsa, bu çözümün toplumsal kabulü daha kolay olacaktır. Sadece Kürtlerin taleplerine yönelik bir reform paketine itiraz edecek insanların pek çoğu, kendi taleplerini de kapsayan bir demokrasi paketine evet diyecektir. Eğer hükümet, Kürtlerin anadilde eğitim ve yerel yönetim özerkliği taleplerinin yanısıra, muhafazakâr kesimin “başörtüsünün kamusal özgürlüğü”, Alevilerin de “zorunlu din dersinin kaldırılması” ve “cemevlerinin statüsü” gibi taleplerine de cevap veren özgürlükçü bir Anayasa hazırlayabilirse, Kürtlerin, Alevilerin ve muhafazakâr Sünni Türklerin büyük bir bölümünü içeren geniş bir demokratik koalisyon oluşturabilecektir. Bu sayede de hem Kürtlerin taleplerine yönelik toplumdaki direnç hem de bu dirençten kaynaklanabilecek bir oy kaybı ihtimali oldukça aşağılara düşecektir.

Netice itibariyle, eksik bilgi ve yersiz korkular sebebiyle Türk halkında oluşan “hassasiyetler” elbette siyasi iktidar tarafından dikkate alınmalıdır. Fakat bu hassasiyetleri aşılmaz bir engel olarak görmek ve atılmayan adımlar için de mazeret olarak sunmak yanlıştır. Türk halkını bir taraftan doğru bilgilendirmeye diğer taraftan da geniş bir demokratik koalisyona katmaya yönelik bir politika, Kürt meselesinin çözümü için gerekli olan adımların atılmasının önündeki toplumsal ve siyasal kaygıları büyük oranda ortadan kaldıracaktır.

Reklamlar

2 comments on “Türk Hassasiyetleri: Kaygı, Bahane, Çözüm

  1. Merhaba.
    Yazınıza dair düşüncelerimi ve belki bir sorumu sizinle paylaşmak böylece düşüncelerinze katkıda bulunmak isterim.
    Türk hassasiyeti dediğiniz konuların basit bir biçimde ele alınamayacağı kanısındayım. Zira, nereden bakarsanız bakın üç yüz dört yüz yıllık bir darlaşmanın verdiği korkurların yarı gerçek yarı efsanevii etkilerini silip atmak zor. Kaldı ki, Kürtler’in taleplerinin de böylesi bir yarı mit yarı gerçek kökenleri olduğunu hatırda tutmak icap eder. Demem o ki, Türk hassasiyetleri ile Kürt talepleri benzer illetlerle malüldür. Ama bu durumun gözden bilerek kaçırıldığını ve Kürt taleplerinin “kutsandığını” söylemek yanlış düşmeyecektir. Öyle ki, Sakık’ın “Kafkaslar’dan ve Boşnaklar’dan gelenler”in bu toprakların sahibi olamayacağı çıkışı bu illetli hali ve kutsanışı faş etmektedir. Türkler neyle suçlanırlarsa bugün aynına maruz kalmaktadırlar.
    Türkler’in, başbakanın her dediğini olumlu karşılamasının çeşitli sebepleri var ki sadece büyük öğretmen görülmekle izahı yeterli değildir. Sharp’ı da burada anıp rezistans karşısındaki bıkkınlığı da akla getirmek belki faydalı olabilir.Bu durumun anlaşılabilmesi için belki tam bir yüzyıl gerekmektedir.
    Bir tek sorum ise, “yerel özerkliğin” uygulanması durumu. İstanbul dünyadaki en büyük Kürt kenti olarak nasıl yönetileceğine dair bir öngörünüz var mı?

    Selamlar.

    • Merhaba,
      Katkınız için teşekkür ederim. Kısaca cevabi düşüncelerimi not düşeyim.
      – Milliyetçilik hastalıklı bir ideolojidir. Haliyle Kürt milliyetçilerinin bazı düşünceleri de hastalıklıdır. Genel durum böyle olmakla birlikte, Sakık özelindeki düşüncenize katılmıyorum. Bence Sakık, doğru bir sosyo-politik gerçekliği yanlış bir üslupla ifade etti.
      – Başbakan’a yönelik tevekkülün elbette çok çeşitli sebepleri var. Ben birkaçına değindim sadece. Cemil Meriç’in meşhur tespiti de işe yarardı herhalde…
      – İstanbul’un nasıl yönetileceğine dair somut bir öngörüm yok. Fikrimi sorarsanız, federalizm taraftarı birisi olarak, tüm iller mali/eğitimsel/idari otonomiye sahip olmalı. İhtiyaç duyulan ve belli bir çoğunluk tarafından da talep edilen her yerde de anadilde eğitim olmalı.
      Selamlar,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s