Malan Barkirin: Zorunlu göç anlatıları

İçinde birçok belirsizlik, önünde de birçok engel barındırmakla beraber, ülkemizin Kürt ve PKK meselelerinin çözümüne yönelik yeni bir barış sürecine girdik. Aslında nihai çözümün temel parametreleri yeterince belirginleşmiş durumda. Bu parametreler kabaca şunlardır: 1) Etnik bir kimliğe dayanmayan ve çoğulcu bir siyasal sistemi öngören bir Anayasa, 2) Kürtçenin eğitim dâhil her alanda serbestiyeti, 3) Adem-i merkeziyetçi bir yönetim ve 4) Kapsamlı bir genel af. Bugün Türkiye’nin temel sorunu, barışın nasıl geleceğini ‘keşfetmek’ değil, yeterince netleşmiş olan çözüm paketinin Türk halkı ve hükümetince kabul edilmesidir. Bu kabulün daha erken ve daha kalpten olmasına yardım edebilmek amacıyla, önümüzdeki iki ay boyunca çözüm parametrelerine ve bu parametrelerin toplumsal kabulüne yönelik yazılar yazacağım. Yazılarımın konuları şöyle olacak:

  1. Temsilde adalet ve terör
  2. Türk hassasiyetleri: Kaygı, bahane ve çözüm
  3. Genel Af (1): Teori
  4. Genel Af (2): Pratik
  5. Bir barış yöntemi olarak özerklik

Bu diziye bir giriş mahiyetinde, bu hafta Özlem Yağız ve Emine Uçak Erdoğan’ın üç ay evvel piyasaya çıkan Malan Barkirin: Zorunlu Göç Anlatıları kitabının tanıtımını yapacağım. Köy boşaltma ve zorunlu göç sürecinde (ve sonrasında) bölge Kürtlerinin yaşadığı dram ve zulümler, hem Kürt ve PKK meselelerinin bugün geldiği noktaları anlamak hem de bu meseleleri insanileştirmek açılarından oldukça önemlidir. Malan Barkirin, bugün Ankara’da, İstanbul’da, Antalya’da, Diyarbakır’da yaşayan zorunlu göç mağdurlarıyla yapılan röportajlarla bizlere bu imkânı sağlıyor. Süreç sonrasında yaşanan hayatlara da ışık tutarak, Kürtlerin sadece dramlarını değil, aynı zamanda endişelerini, taleplerini ve öfkelerini anlama noktasında da önemli pencereler açıyor.

PKK’nın silahlı saldırıları karşısında zorlanan Türkiye, 1980’lerin ikinci yarısından itibaren koruculuk sistemine ve zorunlu göçe başvurdu. PKK’nın hareket alanını ve toplumsal desteğini daraltmak amacıyla, takip eden 10 yılda 4,000’in üzerinde köy ve mezra boşaltıldı ve 2 milyona yakın Kürt vatandaşımız göç etmek zorunda bırakıldı. Malan Barkirin, köy yakma/boşaltma sürecinde sıklıkla ve sistematik olarak gerçekleşen önce koruculuk baskısı sonrasında da koruculuğu reddeden köylere yönelik tehditler, baskınlar ve işkenceler hakkında birinci elden önemli veriler sağlıyor. Rastgele taranan köyler; eşyalarla -hatta bazen insanlarla- birlikte yakılan evler; telef edilen katıklar; göçe zorlamak için işlenen ‘fail-i meçhul’ cinayetler; ailelerinin önünde evin erkeklerine yapılan binbir türlü aşağılama ve işkenceler…

Zorunlu göç mağdurlarının dramları çoğu zaman göç ettikleri büyük şehirlerde de devam eder. Kağıtçılık ve katı atık toplayıcılığı yapmak, Kürt ve göçmen oldukları için yerli Türk işçilerin yarı fiyatına sebze-meyve toplamak, mahalle bakkalından alışveriş yapamamak ya da aynı bakkallardan sadece ‘bayat ekmek’ alabilmek, kira kontratlarının iptal edilmemesi için yıllarca ‘Antepli Türk’ rolü oynamak, zorunlu göç mağdurlarının göç sonrası yaşadıkları sorunlardan bazıları.

Malan Barkirin, inkara ve güvenlikçi zihniyete dayanan çözümlerin, uzun vadede sorunları nasıl daha da büyüttüğünü ve kemikleştirdiğini gösteren bir fotoğraf aynı zamanda. Gerek köy boşaltmaları sırasında gerekse göç sonrasında yaşanan dramlar ve mağduriyetler Kürtlerin bugünkü siyasal talep ve tercihlerinin şekillenmesinde büyük bir rol oynamıştır. Zorunlu göç sürecinde yaşananlar, Kürtlerin Kürtlük bilinçlerinde ve Türkiye devletine yönelik öfkelerinde büyük bir artışa yol açmıştır. Yazımı sürecin bu yönüne yönelik kitaptan üç alıntı ile bitireyim:

“Bende şu anda çok büyük bir kin var. Kişilere hiçbir zaman nefret duymam ama ben bu sisteme yüzde yüz kinliyim… Bir insanı nasıl yetiştirirsen öyle kalkar.” (1992’de köyleri asker ve korucular tarafından otomatik silahlarla taranırken ölen 11 yaşındaki Selamet’in abisi Tevfik)

“Biz halk olarak hiçbir şekilde savaştan yana değildik. Ama bunu batıya aktaramadık. Kürt halkının orada neler yaşadığını bilmiyorlar. Bazıları da biliyor, işlerine gelmiyor. Biz resmen Irak’ı yaşadık. Dehşet bir şey yaşadık. Yoksa Kürt halkı asla dağa çıkma sevdalısı değildi. Zorla oldu.” (Garip, 27 yaşında, İstanbul)

“Gerçekten biliyorum, o çocuğun hiçbir şeyle alakası yoktu… Evli, çocukları var Fırat’ın. Üç yıldır cezaevindedir. Cezaevinden bazen telefon açıyor, kardeşlerine kızıyor, diyor ki, “Kesinlikle Türkçe konuşmayacaksınız! Kendinizi yetiştirin, Kürtçe konuşun!” Çok değişmiş. Eğitiyor hani, bir şekilde katkı sunuyor Kürtlere bu cezaevi.” (Yılmaz, 20’li yaşlar, İstanbul)


Not: Zorunlu göç süreci dışında, Malan Barkirin, bölgedeki Süryaniler ve Mıhellemiler hakkında da çok önemli bilgiler içeriyor. Kitabın sonunda Uludere mağdurlarıyla yapılan röportajlar ise başka yerde bulamayacağınız önemli detaylar sunuyor.

Reklamlar

One comment on “Malan Barkirin: Zorunlu göç anlatıları

  1. Paris henüz gömülmedi; son topraklar atılmadı. Türkler [saf bir milletten söz edilemez tabi] yanlışlar yapmış olabilir. Görünen o ki benzer yanlışları, eleştirenler de yapmak üzere. Güç hırsları dengeler mi? Wait and see.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s