Heyecanlı ve tedirgin bir Barış Süreci üzerine notlar

Nihayet hükümet Öcalan’la doğrudan görüşmeleri başlattı. Önce MİT Müsteşarı Hakan Fidan sonra da Ayla Ata ve Ahmet Türk’ten oluşan heyet Öcalan’la doğrudan görüştü. Böylece, zor ama bir o kadar da gerekli ve heyecan verici bir süreç başlamış oldu. Başından beri müzakereleri destekleyen biri olarak, süreci başlatan hükümeti tebrik ediyorum. Geç oldu, ama güç olmaz inşallah. Allah hepimize feraset, sabır, tahammül ve insaf versin… 

Kanın durmasını ve Türkler ile Kürtlerin boyunlarına asılan yüzyıllık prangadan kurtulmasını isteyen herkes bu süreci desteklemeli ve süreç boyunca olabildiğince dikkatli ve soğukkanlı olmalı. Belki bir faydası olur diye, sürecin taraflarına ve izleyicilerine yönelik tedirginliklerimi ve bu tedirginlikler üzerine bina edilmiş kısa önerilerimi not düşmek istedim:

Hükümete:

– Müzakereler seçim odaklı olmamalı ve salt seçime yönelik bir ateşkes hedefini gütmemeli. Kürt siyasetinde “oyalama” olarak algılanabilecek hamleler, taraflar arasındaki zaten yeterince büyük olan güvensizlik sorununu onulmaz bir noktaya çıkarabilir.

– Müzakereler ve çözüm planı asgari bir somutluk içermeli. Somutluk içermeyen ve takvime bağlanmayan bir barış sürecinin sekteye uğraması ve stratejik şiddet kullanımını teşvik etmesi muhtemeldir. 2009 sürecinin akamete uğramasının önemli bir sebebi de “Kürt açılımı”nın içerdiği muğlaklık ve soyutluktu.

– Önceki maddenin devamı olarak, sürecin önemli bir aşaması olan PKK’nın silahlı güçlerinin sınır dışına çekilmesini mümkün kılmak için, devletin de “silahları bırakma” konusunda somut adımlar atması gerekir. Bir diğer ifadeyle, silahlı grupların sınır dışına çekilebilmesi için, silahsız grupların cezaevi dışına çıkarılması gerekir. Somut ve büyük adımlar, ancak mütekabil somut ve büyük adımlarla gerçekleşir.

– Hükümet minimalizmden uzak durmalı. Anadilde eğitim, güçlendirilmiş yerel yönetimler ve genel af, artık içi içe geçmiş olan Kürt ve PKK sorunlarının nihai çözümlerinin olmazsa olmaz şartlarıdır. Bu konulara yönelik süreç ve takvim müzakereleri yapılabilir elbette, fakat konuların bizatihi kendileri tartışma dışıdır. Medyaya yansıyan “silahsız siyaset için 10 hamle” taslağı tatmin edici ve sorun çözücü olmaktan oldukça uzaktır ve umarım resmi bir taslak değildir. Genelde Kürtlerin özelde de PKK’nın büyük çoğunluğunu ikna etmeyen bir çözüm yeni PKK(lar) doğurur ve sorunu öngörülemez noktalara taşır. Öcalan’ın mahkumluğundan istifade ederek PKK’ya empoze edilecek ‘minimal’ bir çözüm planı, PKK içinde büyük bir direnç ve kırılma ile karşılaşır. Bu ise, kısa ve orta vadede, silahları susturmak bir yana, çatışmaları daha da şiddetlendirebilir. PKK içindeki küçük bir maksimalist grup her hâlükârda silahlara devam kararı alacaktır. Kalıcı barış ve çözüm, ancak bu grubun küçük/marjinal bir grup olmasını sağlayacak kapsamlı ve tatminkar bir çözüm planı ile mümkündür.

Türk halkına:

– Türk halkı hükümetin arkasında durmalı ve hükümeti “oy kaybetme” düşüncesinden mümkün olduğunca uzak tutmalı. Maalesef Türklerin önemli bir kesimi Öcalan’la müzakere edilmesine de “teröristlerin” affedilmesine de karşı çıkmaktadır. “Milli” eğitimin sonucu oluşan tek taraflı bilgilenme ve çatışma sürecinin sebep olduğu duygusallık ve zihinsel kirlenme sebebiyle bu durum çok da anlaşılmaz değildir. Fakat İngiltere, Ekvator, Sudan, Filipinler ve pek çok diğer örnek bize net olarak şunu söyler: Kiminle savaşıyorsanız onunla barışırsınız. PKK’yı ve onun lider kadrosunu muhatap almayan -hatta ikna etmeyen- bir barış sürecinin başarılı ve kalıcı olma ihtimali yoktur.

– Müzakere sürecinin ve nihai çözüm planının toplumsal kabulü ancak sorunun insanileştirilmesi ile mümkündür. Öcalan’la müzakere, şehitlerin anısına saygısızlık olarak değil, gelecekteki muhtemel şehitlerin canlarına verilen değer olarak yorumlanmalı. Aynı şekilde, PKK militanları da, “kana susamış hainler” olarak değil, gasp edilen haklarını “yanlış yolla” elde etmeye çalışan vatandaşlarımız olarak görülmeli. (Güvenlikçi düzlemden insani düzleme geçmekte zorlananlar için, -henüz okumamışlara- Dağın Ardına Bakmak, Bildiğin Gibi Değil ve Malan Barkirin kitaplarını okumayı tavsiye ederim.)

– Öcalan ve PKK ile müzakereleri “onurlarına” yediremeyen Türkler, Kürt sorununun çözülememesinin makro planda sebep olduğu onur kaybını da görmeye çalışmalı. Kürt sorununu çözememiş ve Kürtlerin “gönüllü birlikteliğini” kazanamamış bir Türkiye, ABD’nin ve diğer büyük güçlerin esiri olmaya/kalmaya mahkumdur. Şunu anlamanın vakti gelmedi mi artık? Kosova’nın bağımsızlığına Uluslararası Adalet Divanı da dahil kimsenin itiraz etmediği bir dünyada, Kürt illerini uzun vadede Türkiye sınırları içinde tutmanın iki yolu vardır: 1) Kürtlerin gönüllerini kazanmak 2) Türkiye’nin toprak bütünlüğünü ABD için değerli kılacak kadar ABD’ye tavizler vermek… Bu yüzden, Kürt meselesi, Kürtler kadar Türklerin de özgürlük ve onur meselesidir aslında…

– Türk halkının dikkat etmesi gereken bir başka nokta da provokasyonlarla hemen yılmamak ve sürece yönelik sabotajları doğru okumaktır. Önceki bir yazımda vurguladığım üzere, barış süreçleri aynı zamanda şiddetin de yükselebildiği dönemlerdir. Her şiddet eylemini doğrudan PKK’nın hanesine yazmak da, her eylem sonrasında “barış istemiyorlar” şeklinde bir ümitsizliğe ve kanıya kapılmak da yanlıştır.

Kürt siyasetine:

– Türk halkının bölünme korkusunu besleyecek “aceleci” bir maksimalizmden ve “ayrılıkçı” sembollerden uzak durulmalı. Anadilde eğitim ve özerklik aşamalı bir takvime bağlanmalı. Aynı şekilde, ikinci resmi dil ve bayrak konularına yönelik tartışmalar müzakerelerde yer almamalı ve “barış yıllarına” ertelenmeli.

– Kavramlar değil içerik üzerinde durulmalı. Coğrafi özerklik ve federal sistem meşru talepler olmakla beraber, Türk halkının korkularını besleyen kavramlardır. Bu yüzden, ilk planda anayasal ve yasal değişiklikler ile güçlü bir yerel yönetim (yani fiili özerklik) hedeflenmeli ve resmi özerklik/federalizm tartışmaları da “barış yıllarına” ertelenmeli.

Reklamlar

6 comments on “Heyecanlı ve tedirgin bir Barış Süreci üzerine notlar

  1. Devlet Öcalan ile görüşüyor. Kürt dostlarımız İmralı’ya gitti. İşlerin rayına girmekte olduğu yolundaki umutlar yeşeriyor. Ama endişeleniyorum. Zira medyamız hemen bu gelişmenin üstüne atladı, Yazılı basında ve televizyonlarda her gün ileri geri yorumlar yapılıyor. Öcalanın, BDP’nin, Kandilin, PKK içindeki çeşitli tandansların rolleri, etkinlikleri hakkında kafa karıştıran, moral bozucu laflar ediliyor. Nelerin konuşulduğu bilinmeden ahkam kesiliyor. Bence bunların yapılması zararlı. Konuşmalar sonucunda ortaya çıkacak formül gizli kalmayacak ki, bu formülün zorla empoze edilmesi mümkün değil ki…Müzakereleri yürüten hükumetin Türkiye’deki hassasiyetleri göz önüne almadan hareket ettiği düşünülebilir mi? Dolayısıyla, görüşlerin, tenkitlerin sonuç oryaya çıktığında açıklanması çok daha uygun olur.Bu kadar kritik bir dönemde herkesin çok sorumlu davranması gerekir.

    • Gerek önceki dönemdeki süreç yönetimi hatalarını gerekse (daha önceki yorumlarınızda sizin de vurguladığınız) hükümetin ideolojik sıkıntılarını dikkate aldığımızda, belirli tedirginliklerin ve önerilerin paylaşılmasını ben toptan yanlış bulmuyorum nedense.
      Fakat tabii ki ümitsizliği ve korkuları beslemeyen ve taraflara yardım eden yapıcı katkılar olmalı bu paylaşımlar. Ümitli ve sorumlu olmak konusundaki düşüncelerinize katılıyorum.

  2. Kafam çok karışık. Oslo görüşmelerini basına sızdıranlar sanki bu kez şaşkın ya da lal mı oldular? Bir şekilde bir akis bulmasını beklerdim. İşin doğasına aykırı olduğu için korkumuyor da değil insan.

      • Herhalde the third party görmezden geliyor ya da zımni bir anlaşma var. Ki bu yola koyulunmuş. Acaba buradan the third party nin açık bir çeki var denilebilir mi? Eğer cevap evet ise şaşkınlık bir yana çaresizliği de bu sessizliğe eklenmeli. Değil mi yosa?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s