Balyoz, Topuz… ve “Burası Ortadoğu!”

Türkiye sıradan bir dünya ülkesi. Türkler de sıradan “dünyalılar”…

Basit gibi görünen bu gerçek, aslında pek çok sorunumuzun da gizli anahtarı. Türkiye Cumhuriyeti’nin 90 yıldır yaşadığı hiçbir sorun “kendine özgü” (sui generis) bir sorun değil. Askeri vesayetten etnik teröre kadar ne kadar sorunumuz varsa, hepsi yanı başımızdaki komşularımızdan okyanusun ötesindekilere kadar diğer “dünyalılar”ın da yaşadığı sorunlar. Türkiye’nin müzmin bir hal almış pek çok sorununun çözümü de, diğer “dünyalılar”la olan bu ortak paydayı fark etmesine ve “dünyalılar”ın tecrübesinden istifade etmesine bağlı.

Fakat biz Türkler, özellikle de “iktidar” ehlimiz, bir asırdır kendimizi “dünyalı” olarak görmektense “Ortadoğulu” olarak görmeyi tercih ediyoruz. Terörle mücadeleden seçim barajına, anadilde eğitimden vicdani ret hakkına pek çok alanda “dünyalıların” tecrübesi işimize gelmiyor ve atmamız gereken adımları atmamak için o çok tanıdık sığınağımıza koşuyoruz: “Burası Ortadoğu!”. “Başörtüsüne özgürlük” deriz, muktedirlerimiz “Burası Amerika değil, Ortadoğu!” derler. “Vicdani ret hakkı” deriz, muktedirlerimiz “Burası İskandinavya değil, Ortadoğu!” derler. “Anadilde eğitim” deriz, muktedirlerimiz “Burası İspanya değil, Ortadoğu!” derler. “PKK’yla müzakere deriz”, muktedirlerimiz “Burası Britanya değil, Ortadoğu!” derler… Hâlbuki bir palavradan ibarettir bu cevaplar. Burası Ortadoğu biz de Ortadoğulu değiliz; burası Dünya ve biz de Dünyalıyız; Ortadoğulu olan zihniyetimiz!

(Burada bir parantez açıp şunu da belirteyim: Kısaca, “iktidarın çıkarına coğrafi kılıf biçme” olarak tanımladığım “Burası Ortadoğu!” savunması, bize has bir savunma değil. 1958 yılında Pakistan yönetimine el koyan Mareşal Eyüb Han da bu savunmadan nasiplenmişti mesela: “Demokrasinin böylesine sıcak bir iklimde işleyemeyeceğini anlamalıyız. Demokrasi için Britanya gibi soğuk bir iklime sahip olmalıyız.” –Tarık Ali, Düello, s. 64-)

Geçen hafta açıklanan Balyoz davası kararları, maalesef Türkiye’nin “dünyadan kopuk” Ortadoğulu zihniyetini tekrardan ortaya koydu. 365 kişinin yargılandığı Balyoz davasında, 1 sanığa 6 yıl 322 (yazıyla üç yüz yirmi iki) sanığa ise 13 yılla 20 yıl arasında değişen cezalar verildi. Pek çok kişi gibi, ben de bu kararı ağır buldum. Balyoz davasının sürecine ve ‘dijital’ delillerine yönelik hiç de yabana atılır olmayan itirazları deşmek değil derdim. Tüm bunları bir tarafa bırakıp şöyle sorayım sorumu: Balyoz davasında “adil yargılama”ya aykırı hiçbir unsur bulunmadığını ve dava delilleri üzerinde hiçbir şüphe olmadığını varsaysak bile, bir “eksik darbe teşebbüsü”nün yargılanmasında 300 küsur askerin 15-20 sene cezaya çarptırılması hukuken ve siyaseten doğru mudur? Bu sorunun teorik tartışması da yapılabilir; ama ben amprik tecrübe ve verilerin yeterince net olduğu durumlarda teorik tartışmayı çok da faydalı bulmayan bir sosyal bilimciyim. Ve bence bu konuda “dünyalılar”ın verileri yeterince net. Yıllarca askeri vesayet sorunu yaşamış, darbeler görmüş, darbe teşebbüsleri atlatmış ve nihayetinde de militarist siyaset kültürüyle yüzleşmiş ve hesaplaşmış onlarca ülke var dünyada. İspanya, Yunanistan ve Arjantin örnekleri özellikle öne çıkanlar. Bu örneklerin “darbelerle hesaplaşma” uygulamalarına yakından baktığımızda karşımıza şöyle bir tablo çıkıyor:

  • Yunanistan, 1967’de darbeyle iktidara gelen ve ülkeyi 7 yıl yöneten cunta yönetimini 1975 yılında yargıladı. Darbeden birincil derecede sorumlu 23 kişinin yargılandığı davada 21 kişi 5 yıl ile müebbet arasında değişen cezalar aldı. Cunta dönemindeki katliam ve işkencelere yönelik müteakip yargılamalarda 25 kişi daha hapis cezasına çarptırıldı.
  • Arjantin’i 1976-83 yıllarında yöneten ve yönetimi sırasında binlerce sivili yargısız infazla ortadan kaldıran askeri cuntanın liderleri 1985’te yargılandı. Arjantin yargısı beş generali 5 yılla müebbet arasında değişen cezalara çarptırdı ve Arjantin devleti yargılamanın genişlememesi için takip eden iki yılda özel yasalar çıkardı. (Mahkum olanlar da birkaç sene sonra Cumhurbaşkanı Carlos Menes tarafından affedildi).
  • İspanya, demokrasiye geçiş yıllarında (1976-82) birkaç askeri darbe teşebbüsü yaşadı. İspanyolların kısaca 23-F (23 Şubat) olarak adlandırdıkları 1981 yılındaki teşebbüste, Yarbay Antonio Tejero liderliğindeki 200 kişilik silahlı grup Meclis’i bastı. Bir gün süren işgal ve rehin almanın sonunda grup teslim oldu. Yaklaşık 300 askerin doğrudan müdahil olduğu darbe teşebbüsünün yargılamasında 30 asker 1 yılla 30 yıl arasında değişen cezalara çarptırıldı.
    • İspanya’nın şu tecrübesini de not düşmek gerekiyor. 1980’lerde muhtemel ETA üyelerini yargısız infazla öldüren (İspanya’nın JİTEM’i diyebileceğimiz) GAL’in yargılamalarında da sadece 11 üst düzey bürokrat/lider mahkûm edilmişti.

Dolayısıyla, Türkiye’ye benzer bir darbe geçmişi olan ülkeler, bırakın “eksik teşebbüs” durumlarını, gerçekleşmiş ve teşebbüs edilmiş darbelerini dahi “adli suç” olarak değerlendirmemiş ve bu darbelerin sadece üst kadrolarını yargılayarak yargılamanın kapsamını dar tutmuşlardır. Bunun sebepleri de çok anlaşılmaz değildir: 1) Askeri darbe (aynen etnik terör gibi) adli değil siyasal ve yapısal bir suçtur, 2) Askeri gelenekteki emir-komuta ilişkisi, darbe planlaması içerisindeki pek çok kişiyi “zorunlu dahl”e itmektedir, 3) Darbelerin olağanlaştığı bir siyasal kültürde darbenin kâğıt üzerindeki “suçluluğu” reel siyasette manasını büyük oranda yitirmektedir, 4) Yeni bir demokratik sayfa açarken, eski dönemin suçlularının toptan cezalandırılması toplumdaki bölünmeleri katılaştırıp intikam duygularını besleyebilir (ki bu da demokratik kültürün yerleşmesini zorlaştırır).

“Dünyalılar”ın tecrübeleri ve bu tecrübelerin altında yatan mantığın ışığında, “Balyoz Plan Semineri”nin yargılanmasında darbe teşebbüsünün liderleri dışındaki askerler yargılamanın dışında tutulmalıydı bence (ve illa bir ‘demokratik tasfiye’ gerekiyorsa, bu askerler aşamalı olarak YAŞ’ta emekliye sevk edilmeliydi). Fakat maalesef Türkiye darbelerle hesaplaşan “dünyalılar”ın tecrübelerini es geçti ve darbe teşebbüsünü “Ortadoğulu” bir sertlikle yargılayarak kantarın topuzunu (gene) kaçırdı. Ve benim korkum o ki, “Zehir dozdadır” diyen Paracelsus’un bilmem kaçıncı doğrulaması gene “Burası Ortadoğu!” diyen bizlere kaldı…  

Reklamlar

2 comments on “Balyoz, Topuz… ve “Burası Ortadoğu!”

  1. Meraba hocam yazınızı okudum ve elimden geldiği kadar yorumlayıp sentezlemeye çalıştım. Dikkatimi çeken bir kaç nokta var.Darbe yapılan ülkeler arası yaptığınız kıyas gibi. Mesela o ülkelerden verdiğiniz örneklerden birisi 1 gün sürmüş diğerleri 15 yıl sonra yargılanmış vs. Hemde bu ülkelerde darbe artık olağanlaşmamış ve bir veya birkaç defadan ibaret kalmış üstelik en kısa zamanda cezalandırılmıştır. Türkiye’deki darbe geçmişini cumhuriyetle kısıtlamak Osmanlı dönemine inmemek askeri vesayetin ehemmiyetini tam anlamıyla idrak etmemize en büyük engel teşkil etmektedir. Yavuz Sultan Selim Han ile (cennet mekan) başlayan askerin yönetimde söz sahibi olması günümüze kadar gelmiştir. Bizde askeri vesayetin geçmişi bu kadar derinken 500 yıllık kökleşmiş bir çınarken daha darbe zihniyetinin birer fidan dikme aşamasında olan ülkelerdeki darbe ve teşebbüsleriyle ülkemizi kıyaslamak yanlış olur.Fidanı elinle sökersin ama çınarı sökmek için ağır sanayi ürünleri gerekir. Demir ne kadar sertse örste o kadar çok dövülür.

    • Merhaba Şahin,
      Yorumun için teşekkür ederim.
      Yazımın başında bahsettiğim hatayı yaptığını düşünüyorum. “Biz farklıyız” düşüncesi hemen her zaman yanlış verilere ve zorlama yorumlara dayanıyor. Sadece 20. yüzyılda arjantin ve yunanistan’ın her birinde 4-5 başarılı darbe var (girişimler de cabası).
      Bu ülkelerdeki davaların kapsamlarının dar tutulmasının sebebi, darbelerin nadirliği ya da askeriyenin zayıflığı değil, yazımın sonundaki siyasi sebeplerdi.
      Selamlar,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s