Başbakan’ın aynasından Türkiye

 
Çıkamam, aynalar, aynalar zindan / Bakamam, aynada, aynada vicdan / Beni beklemeyin, o bir hevesti / Gelemem, aynalar yolumu kesti.(Necip Fazıl Kısakürek)

Talihsiz, ama aynı zamanda aydınlatıcı, günler yaşıyor Türkiye. Arabasının reform gazı çoktan tükenmiş bir hükümetin suni mevzularının ve haksız/ağır ithamlarının belirlediği gündemlerle enerjisini israf edip patinaj yapıyor uzun bir süredir ülkemiz. Hemen her gün toplumun bir kesimi Başbakan Erdoğan’ın ağır eleştiri ve karşı-eleştirilerine muhatap oluyor. Geçtiğimiz Pazar günü kendisini eleştiren gazetecilere “sizi tasmalarınızdan biz kurtardık” diyerek köpeklik imasında bulundu Başbakan. Ondan birkaç gün evvel, zam isteyen öğretmenler için “zaten az çalışıyorsunuz”  manasına gelen ve tembellik ima eden ifadeler kullandı. Yine geçen hafta, Türkiye’nin sezaryenle doğum oranının en yüksek ülke oluşundan hareketle, Türk doktorlarının fazla para için gereksiz yere sezaryen doğum yaptırdığını belirtti. Uludere konusunda kendisini eleştiren BDPlilere “siz zaten ölü sevicisiniz (nekrofil)” dedi. İki hafta evvel polisin aşırı güç/gaz kullanımına aşırı tepki veren Fenerbahçe taraftarını “teröristlik” yapmakla suçladı. Geçen sene de kendisini eleştiren demokrat entelektüelleri halkın değerlerinden kopuk olmakla itham etmiş ve Hopa’da eylem yapan muhalifleri “eşkıya” olarak adlandırmıştı

Başbakan’ın aynasından yansıyan Türkiye hiç de iç açıcı değil: tasmalı, tembel, paragöz, nekrofil, terörist, eşkıya ve elitist bir toplum görünüyor bu aynada. Dahası, Türkiye toplumunun tamamı henüz Başbakan’ın aynasına yansımış da değil. Başbakan Erdoğan, işçilerini öldürmede ve müşterilerini zehirlemede Avrupa şampiyonu olan sermayedarlarımız ile her yüz liralık gelirinin sadece 18 lirasını devlete bildiren esnaflarımız hakkında henüz bir şey demedi. Yolsuzlukta Avrupa’nın “Şampiyonlar liginde” mücadele veren bürokratlarımız ile “maaşımıza zam yapmazsanız şirketler bizi satın alır” diyen milletvekillerimiz hakkında da henüz bir Prezidansiyal açıklama gelmedi. Ama bu grupların haklarındaki nihai hükümlerin çok da yüz ağartan ifadeler olmayacağı kesin… Geçen seneki kaset olaylarını diline dolayan Başbakanımız, evli erkeklerimizin dünya-birinciliğine-oynayan yüzde 70 aldatma oranı hakkında da iyi şeyler demeyecektir büyük ihtimalle. Onların hükmü de -en hafifiyle- “Biz anayasa yaparken millet neler yapıyormuş?!” olacak…

Velhasıl, bizi yönetenlere ve denetleyenlere göre, manzaramız kabaca şöyle: Öğretmenleri tembel, gazetecileri tasmalı, doktorları paragöz, esnafları kaçakçı, taraftarları terörist, entelektüelleri elitist, evlileri sadakatsiz, bürokratları yolsuz, sermayedarları vicdansız ve siyasetçileri satın alınabilir bir toplummuşuz…  Sağlam kim kaldı bilmiyorum; ama epey az kaldıkları ortada!

Başbakan’ın subjektif ve hırçın aynası gerçeği olduğu gibi yansıtmıyor tabii ki. Fakat bence burada asıl düşündürücü olan şey başka: hem bir Başbakan’ın halkına karşı bu ifadeleri kullanabilmesi hem de Türk halkının büyük bir kesiminin bu ifadeler karşısında sessizliğe bürünmesi Başbakan’ın aynasının toplumsal bir karşılığının olduğuna işaret ediyor.  Başbakan’ın aynasına yansıyan olumsuzlukların kısmi gerçekliğine bu aynaya yansımayan olumsuzlukları da eklediğimizde, karşımıza tüm çıplaklığıyla “sıradanlığımız” çıkıyor; ve ben bunu önemsiyorum.

Sahte üstünlük duygularıyla beslenen milliyetçiliğin dünyaya son iki yüzyılda verdiği büyük zararı düşündüğümüzde, milletlere sıradanlıklarını hatırlatan her şeyi değerli buluyorum nedense. Kendimizi iyi hissetmek ve ‘üstün’ bir millet olduğumuza inanmaya devam etmek için topluca aynalardan uzak durduğumuz bu topraklarda, çarpık da olsa, Başbakan’ın aynasını da bu yüzden önemsiyorum…

—–

Ayna,
bu topraklardaki en bahtsız varlıktır bir nevi.
Kaf Dağı’nın muhayyel Anadolulu sakinleri,
sıradanlıklarını ifşa eden aynaları
düşman bellemiştir öteden beri…
Hâlbuki aynalarla barışmaktır
zamansız yaralarımızın merhemi
ve amansız kibrimizin panzehiri…

 

Reklamlar

11 comments on “Başbakan’ın aynasından Türkiye

  1. Aslında hocam siz herşeyi izah etmişsiniz kabaca, ama bende iki üç kelime eklemek istiyorum. TÜRKİYE halkı sessiz kalmayıp da ne yapsın. Hadi anladık liberal demokratlar başbakanı eleştiriyor, halk tabiriyle sevmiyorlar, ama onu seven destekleyen muhafazakar kesimde sessizliğini bozduğu an işinden gücünden oluyor. muhafazak kesimden tepkiler geldi işlerinden olan yazarlar var, 2-3 gün önce sert bir dille başbakını eleştiren yeni şafak yazarı ALİ AKEL işinden oldu. Bence faşiştlik böyle bişey, kendi tarafında olmayan kendisi gibi düşünmeyen ve eleştiriye tahammül edemeyen başbakanın miadının dolduğunun göstergesi oluyor, en azından KÜRTLERİN gözünde bence. Çünkü Kürtler ULUDERE KATLİAMI ile anladılar ki başbakanın gözünde KÜRTLERİN değeri bir tavuk kadar yok. Biri çıkacak yok efendim zaten öldürülmeseldi (f-16’larla vurulmasardı) yargılanacaklardı. Yani ölümlerini bile meşru gören bir başbakanın bakanı ve onun sürekli destekleyen bir başbakan…

    • katkınız için sağolun… maalesef Uludere sonrasındaki Hükümetin tavrı “bölücü” denebilecek kadar yanlış… fakat ben yine de Türkiye halkının Uludere’de ölenlerin de Ali Akel’lerin de arkasında durabilecek bir potansiyele sahip olduğunu düşünüyorum… yeter ki insanlar empoze edilmiş korkularından ve önyargılarından sıyrılabilsin.

  2. Hocam empoze edilmiş korkular ve önyargılardan kurtarılmak dediniz ya bu vesile ile size bir soru da sormak istiyorum.Bu önyargılardan sizce yüzde 50 oy alan başbakandan daha iyisini yapacak var mı yada bu önyargıları halka izah edecek yazarları ya işlerine ya da hakaret edip renci de edercesine ve çoğu gazeteci yazar işlerinden oldu MEHMET ALTANLAR,ALİ AKELLER, ECE TEMEL KURAMLAR ve niceleri sizce bu TÜRKİYE toplumu bunlardan yani önyargılarından nasıl kurtulacak? Teşekkür ediyorum saygı değer hocam…….

    • Tabiki korkuları ve önyargıları Başbakan giderse daha iyi olur; ama zaten kitlesel korku ve önyargıları empoze edenler siyasetçilerin kendisi…
      İsmini andığın kişiler bugün halen bir yerlerde yazıyor ya da konuşuyor. Hakkın ve doğrunun susturulamayacağı bir çağdayız…
      İnsanların değişebileceğine hala inanmamın en önemli sebebi ise kendi öğrenci ve arkadaşlarım arasında bunu çok sık görmem…

  3. Başbakan kendisini, (malum lafı biraz değiştirerek aktarıyorum) ”Az iktidar bile insanları azdırır, mutlak iktidar ise sınırsız derecede azdırır,” hikmetinin ne derecede isabetli olduğunu ispatla yükümlü görüyor olmalı. Türkiye, toplumsal, siyasal, ekonomik ve psikolojik bakımdan sancılı bir transformasyon sürecinden geçiyor. Başbakanlık makamında oturan kişinin tavrı, üslubu bu nazik sürecin en az zararla atlatılması açısından hayati önemde…Ama Başbakan, her gün yeni bir gerginlik yaratmakla, adeta yangına benzin dökmekle meşgul. Neyse ki, her türlü baskıya rağmen doğruya doğru, eğriye eğri demekten korkmayan insanlarımız hala var.

    • Katkınız için teşekkür ederim Sayın Ünsal.
      Hem bahsettiğiniz “gücün yozlaştırması” sorunu hem de muhafazakarlığın sınırlamaları maalesef Başbakan’ı suni gündemler ve tartışmalar yaratmaya itiyor. Türkiye siyasetini bu kötü gidişten kurtaracak şey, muhalefetin demokrasi seferberliğidir kanaatimce; ama maalesef bu da (muhalefetin kendi “kırmızı çizgileri”nden dolayı) bir türlü gerçekleşmiyor…

  4. Merhaba Faruk Hocam,
    Öncelikle selam ve saygılar, Eski zamanlardan bu yana çoook uzun zaman oldu.
    Bir kaç naçizane yorum yapmak istiyorum;
    Başbakanın söylediklerine katılıyorum, yani;Doktorlar hırsız.Öğretmenler tembel ötesi. Gazeteciler zaten satılmış(Bir çok ülkedede böyledir zannediyorum).
    Esnafları kaçakcı,Sermayedarlar insafsız vesaire vesaire. Detaylı analiz sonuçlar vesaire çıkaracak durumda değilim ama başbakan (bu konuda tamamen objektif bakabildiğimi sanıyorum) bunları söyleyerek, benim uzun zamandır gözlemlediğim şeyleri dile getirmiş oldu. Tabiki tüm toplumu aynı şekilde sınıflandıramam ama başbakanın bahsetmesini gerektirecek kadar toplumda bir bozulma olduğu kanaatindeyim.

    Saygı ve Muhabbet ile,

    Abdullatif

    • Merhabalar Abdullatif Hocam,
      Uzun zaman sonra sesini duymak ve senden yorum almak çok güzeldi.
      Başbakan’ın yaptığı toplumsal değerlendirmenin en azından kısmi gerçekliğinin olduğu düşüncesindeyim ben de. Hatta hem bu gerçekliği hem de bunun Başbakan tarafından dile getirilmesini önemsiyorum (yazımın sonunda da bunu belirtmiştim). Türk milleti, tüm diğer milletler gibi, sıradan bir millet ve bunun hatırlatılmasının değerli olduğunu düşünüyorum.
      Fakat bu sıradanlığının Başbakan tarafından ele alınışında birkaç sorun var bence. Birincisi, Başbakan’ın kendisi de pek çok zaaf ve sıradanlıkla malul. Fakat Başbakan eleştiriye tahammül edemiyor ve sıradanlıklarını (hele ki kendisinin ağır üslubuyla) dile getirenleri hemen mahkemeye taşıyor. Kendisine yönelik ağır eleştirileri kaldıramayan birinin, toplumun geniş kesimlerini bu kadar rahatlıkla ve ağır şekilde eleştirebilmesi yanlış geliyor bana. İkincisi, Başbakan toplumun sıradanlıklarını seçici ve işine gelen bir şekilde dile getiriyor. Örneğin, ortalama bir milletvekili ortalama bir öğretmenden daha fazla çalışmıyor ve bu topluma daha fazla katkı yapmıyor. Ama Başbakan sürekli “arkadaşlarımız şöyle çok çalışıyor böyle çok çalışıyor” diyor ve MV emekli maaşlarına yapılan %100 zammı meşrulaştırabiliyor..
      Tüm bunlara rağmen, insanlara ve milletlere sıradanlıklarını hatırlatan her şeyi önemsiyorum. Bu yüzden Başbakan’ın aynasını da değerli buluyorum…
      Ben de saygı ve selamlar sunarım hocam,
      Sağlıcakla kal,
      Faruk

  5. Bugün Baskın Oran yazmış konuyla ilgili. Buradan paylaşıp not düşeyim dedim: “Muhterem başbakanım, kendinizi ve ailenizi düşünmüyorsanız memleketi düşünün. 2, 4 veya 10 mg. diazeme başlayın. Ortalık azıcık sakinleşsin, siz de tekrar iyileşip reformlara devam edin; gerginlik en çok iktidarı yıpratır. Bizi de, “Aklın başına şimdi mi geldi” diye zevklenen/zevzeklenen 1930’cu eşhasa rezil etmeyin.”
    http://www.agos.com.tr/kurtaj-ve-uludere-basbakanim-iyi-misiniz-1652.html

  6. Merhaba hocam, dünyada hükümeti desteklemeyen , o hükümete oy vermemiş olan her türlü insanın bu kadar aşağılandığı başka bir ülke var mı acaba? 😦

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s