Demokratikleşme, müzakere ve artan şiddet

Gerek temel özgürlükler gerekse sivil siyaset noktasında Türkiye’nin demokratikleşme yolunda mesafe aldığı bir dönemden geçiyoruz. Demokratikleşmenin hızı ve kapsamı pek çoğumuzu tatmin etmese de, bundan beş sene öncesine göre daha sivil ve daha özgür olduğumuzu yadsıyacak çok az kişi vardır sanırım. Böyle bir dönemde PKK’nın Silvan’da askerlere, Tunceli’de polislere, Ankara’da da sivillere yönelik saldırıları hemen hepimizin aklına soru işaretleri getiriyor. Hele internete düşen MİT-PKK görüşmesi sonrasında PKK saldırılarını anlamlandırmak nerdeyse imkânsızlaşıyor. Haklar ve özgürlükler üzerindeki kısıtlar –yavaş yavaş da olsa- kalkıyor ve PKK ile müzakereler yapılıyorken ve Türkiye sivil bir anayasaya sahip olmaya doğru yol alıyorken, PKK neden şiddeti arttırıyor?

Birçok Türk akademisyen ve siyasetçi, yukarıdaki soruya anlamlı bir cevap veremediği için, PKK’nın “nihilist” ve kana susamış bir oyunbozana dönüştüğü sonucuna varıyor. Hâlbuki bu sonuç, şu geçersiz ön-kabule dayanıyor: çözüm süreçlerinde terör örgütleri şiddeti azaltır. Dünyadaki benzer örneklere baktığımızda bunun böyle olmadığını, çözüm süreçlerinde genelde şiddetin arttığını görüyoruz. Maalesef, şiddetin azalması demokratikleşme ve çözüm süreçlerinin bir parçası değil uzun vadeli bir sonucudur. Bunu anlayamamak, yanlış yorum ve suçlamalara itiyor hepimizi. Muhalefet “açılım oldu terör arttı” şeklinde gülünç bir sebep-sonuç ilişkisi kuruyor ve Kürt açılımına son verilmesini istiyor. İktidar da artan şiddet sonrasında Kürt siyasal hareketini toptan düşmanlaştırma yoluna gidiyor.

Bask, Kuzey İrlanda ve Filistin sorunlarına baktığımızda, müzakere ve demokratikleşme yıllarının aynı zamanda şiddetin de arttığı yıllar olduğunu görüyoruz. İspanya’daki Bask/ETA sorunuyla başlarsak, ETA saldırılarının en fazla olduğu yıllar İspanya’nın demokratikleşme yılları olan 1970 sonlarıydı. Dünyanın en özgürlükçü anayasalarından biri olan İspanya anayasasının kabul edildiği 1978 yılını takip eden iki yılın ETA terörünün zirve yaptığı yıllar olması oldukça düşündürücü ve öğreticidir.

Kuzey İrlanda’ya baktığımızda da benzer bir durumla karşılıyoruz. Hayırlı Cuma (Good Friday) anlaşmasının yapıldığı Nisan 1998’e giden yolda Kuzey İrlanda’da şiddet tırmanışa geçmişti. Öyle ki, Hayırlı Cuma anlaşmasının imzalanmasından dört ay sonra, IRA’nın “TAK”ı diyebileceğimiz “Gerçek IRA” IRA tarihindeki en kanlı saldırı olan Omagh saldırısını gerçekleştirdi.

Biraz farklı bir örnek olsa da, benzer bir durumu Filistin-İsrail müzakerelerinde de görüyoruz. 1993’te İsrailli ve Filistinli liderlerin Oslo’da vardıkları uzlaşı ile başlayan Oslo Barış Süreci, ilginç bir şekilde hem Filistinli hem de İsrailli sivillere yönelik saldırıların arttığı bir dönem oldu.

Tüm bu örnekler bir paradoksun varlığına işaret ediyor. Terör sorunlarının çözümüne yönelik müzakerelerin yoğunlaştığı ve çözümün ufukta belirdiği dönemler aynı zamanda şiddetin de artış gösterdiği dönemler olmuştur. İlk bakışta anlamsız gibi gözüken bu paradoks, aslında çok da anlaşılmaz olmayan sebeplere dayanmaktadır. Özellikle üç önemli sebebin altını çizmek istiyorum. Birincisi, her terör örgütünün içinde bağımsızlık yahut toprak konusunda geri adım atmak istemeyen maksimalist gruplar vardır. Çözüm sürecinde ufukta beliren uzlaşı genelde bu maksimalist grupların uç taleplerini karşılamadığından, bu gruplar çözüm sürecini baltalayarak çatışmanın ve düşmanlığın devamı üzerinden aşırı hedeflerine ulaşmaya çalışırlar. Terör örgütlerinin müzakere sürecinde şiddeti kontrollü bir şekilde arttırmalarının ikinci bir sebebi de, müzakere süreçlerinde “zarar verebilme kabiliyetleri”ni sürekli zihinlerde canlı tutarak müzakerelerde ellerini güçlendirmek istemeleridir.  (Cezayir görüşmeleri sırasında ETA’nın inişli çıkışlı saldırıları bunun en tipik örneklerindendir). Son olarak, terör örgütleri günümüz dünyasında birçok devlet tarafından düşman devletlere yönelik yıpratıcı güç ve pazarlık kozu olarak kullanılmaktadır. Terör örgütünün hedefindeki devletle ilişkileri sorunlu olan diğer devletler, terör örgütünün kendilerine sağladığı avantajları kaybetmemek için, örgütün içindeki nüfuzlarını kullanarak çözüm sürecinde terör örgütünün -icabında yerleşik emir-komuta zincirinin dışına da çıkarak- saldırılar gerçekleştirmesini sağlayabilirler.

Tüm bu veri ve düşüncelerden varmak istediğim sonuç, demokratikleşme ve müzakere yıllarında PKK’nın saldırılarını arttırmasını sürpriz olarak karşılamamamız ve -daha da önemlisi- şaşırmışlık ve aldatılmışlık duygularının kabarttığı öfke seliyle ciddi yanlışlara sürüklenmememiz gerektiğidir. Bugün yapılabilecek en büyük hata, çözüm sürecinde artan şiddetten dolayı Kürt siyasal hareketinin toptan sorumlu tutularak düşmanlaştırılmasıdır. (Başbakan’ın seçim sürecinde kullandığı “BDP terör örgütü” ifadesi ya da Yenişafak’ın attığı “Katil Sizsiniz” manşeti bu yüzden talihsizdi bence). Gerek PKK’nın içinden gerekse dış güçlerden Kürt meselemizin demokratik kanallarla çözülmesini istemeyen grupların şiddeti tırmandırarak ulaşmak istediği hedeflerden biri müzakere ve toplumsal uzlaşı süreçlerini baltalamaktır zaten. Türk halkı, PKK’nın artan şiddetine yönelik yeterli bir önleyici siyaset gütmediklerini düşündüğü Kürt siyasetçilere öfke duymakta haklı olabilir; fakat unutmamamız gerekir ki bu öfkenin şirazeden çıkarak Kürt siyasetçileri toptan düşmanlaştırma ve dışlama noktasına gelmesi tam da şiddeti tırmandıranların arzuladığı şeydir zaten. Bu yüzden yapılması gereken, PKK’nın silahları ve devletin yasaklarının gölgesinde siyaset yapan Kürt siyasal hareketinin içindeki insanları vicdanlarda mahkûm edip iktidarsızlaştırmak değil, meşru siyaset kanallarını sonuna kadar açarak ve Kürtlerin haklarına yönelik reformları hızlandırarak Kürt siyasetçilerin şiddetle aralarına mesafe koymalarına yardım etmektir.

Şunu da unutmamız gerekir ki bugün Türkiye’yi küresel ekonomi ve laik rejimle uyumlu olarak yöneten kadrolar 2000’lerde uzaydan gelmediler; 90’ların gayrimümkün hedefler peşinde koşan siyasal İslam kadrolarının içinden çıktılar.  Bundan 5-10 sene sonra şiddeti dışlayan bir Kürt siyasal hareketi olacaksa, bu hareketin ana aktörleri de uzaydan gelmeyecek, bugün BDP çatısı altında gayrimümkün siyasetler güden kişiler içinden çıkacaktır. Bu yüzden, mevcut BDP siyasetçilerini toptan düşmanlaştırmak, Kürt siyasal hareketinin silahsızlanmasını geciktirmek ve Kürt meselesinin Türkiye bütünlüğü içinde halledilmesini zorlaştırmaktan başka bir işe yaramayacaktır.

Reklamlar

2 comments on “Demokratikleşme, müzakere ve artan şiddet

  1. evet hocam haklısınız. konunun dışına çıkmış oluyormuyum bilmiyorum ama bu tür düşüncelerin toplumda makes bulup uygulanması ve bazısınında(en iyi kürd ölü kürt, tüm kürtler pkk lı, biz olmazsak onlar zaten birşey yapamazlar vs) konuşulmayıp bazılarını darıltmaması zor gibi duruyor, özellikle de bu artan saldırılar karşısında. bir kesim hem kürtleri kabullenmiyor, içlerinde barındırmıyor(özellikle sosyal yaşamda) onları dışlıyor, bununla beraber ortaya çıkan olumsuz durumlardan da kendisine pay biçmiyor. hocam işin komik tarafı da kişi(kürd) okulda olunca arkadaşları tarafından pkk lı(arkadaşım kürt olduğumu öğrenince ”ben seninle arkadaşlık yapmak istemem” demişti niye sorunca ”babam bana kürt ler ile arkadaşlık etme” dedi) memleketine gidincede pkk ya sempatizanlık beslemediği için de hain gözü ile bakılıyor….bence çözüm beklenilen bir konuda tek taraflı düşünülmemeli ” bana dokunmayan yılan bin yaşasın” ca değil ”karınca kararınca” sırrınca hareket edilmeli…..

  2. kürt meselesine bu açılardan bakmak, ekseriyetin hilafına, yanılmayan ve çevresini yanıltmayan azınlığın arasında olmak hem sevindirici hem de çoğunlukla bu düşüncede buluşamamak adına üzücü. inşallah çabalar, sahici barışa götüren türden olsun.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s