Hiroşima, Ulus-Devlet ve Kurtarılma Hikâyeleri

6 Ağustos, insanoğlunun “esfel-i sâfilîn” imzasıyla lanetlediği tarihlerden biri. Bundan 66 yıl önce ABD, kazananı çoktan belli olmuş İkinci Dünya Savaşı’nın Pasifik cephesinde Japonya’ya diz çöktürmek için Hiroşima’ya (ve üç gün sonra da Nagasaki’ye) nükleer bomba attı. Toplamda 200 yüz binin üzerinde insanın ölümüne yol açan bu bombalamaların ardından Japonya teslim oldu. Dışarıdan bir gözlemci için bariz bir barbarlık ve terörizm eylemi olan bu bombalama, yıllardır ABD yöneticileri ve milli tarih yazımı tarafından birkaç gerekçeyle savunuldu. Fakat akademisyen ve gazetecilerin yaptıkları araştırmalar bu savunmaların geçersiz olduğunu ve hemen hepsinin yalanlar üzerine bina edildiğini gösteriyor. Oliver Lee’nin geçen haftaki “Was the Bombing of Hiroshima Necessary? Three Myths Debunked”  (Hiroşima’nın Bombalanması Gerekli miydi? Üç Mitin İflası) adlı kısa ama öğretici yazısından bizim de aşina olduğumuz iki savunmayı (ve yanlışlıklarını) aktarayım:

1) “Bomba atılmasaydı Japonya asla teslim olmazdı”: ABD, nükleer bombaların teslim olmamakta direnen Japonların inadını kırarak İkinci Dünya Savaşı’nın sonlanmasını sağladığını söyleyegeldi. Hâlbuki 1945 Temmuz’unda gönderdiği mesajlarda Japon İmparatoru -imparatorluk ailesinin savaş suçlarından muaf tutulması şartıyla- teslim olma niyetini belli etmişti. Nükleer bombanın atılmasına sebep olan şey Japonya’nın teslim olmama inadı değil, ABD’nin “koşulsuz teslim” (unconditional surrender)  konusundaki inadıydı.

2) “Bombalama sayesinde 1 milyon Amerikan askeri hayatta kaldı”: Nükleer bombalama konusunda ABD’nin yapageldiği bir diğer savunma da bu bombalar sayesinde kara harekâtına gerek kalmadığı ve bu sayede de 1 milyona yakın Amerikan askerinin hayatının kurtarıldığıdır. Hâlbuki resmi Amerikan belgeleri üzerinde yapılan çalışmalar kara harekâtı durumunda -en kötü senaryoda dahi- ABD kayıplarının 50 bini geçmesinin beklenmediğini göstermektedir. (Bu savunma kurtarılan asker sayısından bağımsız olarak başlı başına da sorunludur. Kendi milletimizden olan insanların hayatlarını kurtarabilmek için düşmanın masum sivillerini doğrudan hedef alarak öldürmeyi meşrulaştırdığımız anda, bugün terör örgütü addedilen örgütlerin eylemlerini kınamayı anlamlı kılacak bir ahlaki üstünlüğümüz kalmaz.  Zira terör örgütlerinin yaptıkları tam da budur.)

Yanlışlıkları çoktan ortaya konulmuş olsa da, Amerikan halkının çoğunluğu bu resmi savunmalara inanmaya devam ediyor. Bu inancın etkisiyle, yakın zamanda yapılan anketlere göre, Amerikalıların yüzde 60 gibi bir kesimi Hiroşima ve Nagasaki bombalamalarının “doğru kararlar” olduğunu düşünüyor… Amerikan halkı eğitim seviyesi yüksek bir halk. Bu yüzden “Nasıl olur da eğitim seviyesi bu kadar yüksek bir halk resmi tarihlerine bu kadar kolay kanar?” sorusu aklınıza gelebilir. Bu önemli bir soru elbette ve cevabı da ulus-devlet, milliyetçilik ve zorunlu eğitim ilişkisinde. Ama bence bizim hayatımızı ilgilendiren daha önemli soru, Amerikalıların kendi devletlerinin güç/zor kullanımını meşrulaştıran kurtarılma hikâyeleriyle kandırılma durumunun hangi sıklıkla bizim de başımıza gelmiş olduğudur. Özellikle son yüzyılımıza bir de bu gözle bakmalı. Zira bizleri “kurtarmak” için az güç kullanılmadı bu dönemde…

Reklamlar

7 comments on “Hiroşima, Ulus-Devlet ve Kurtarılma Hikâyeleri

  1. hocam, yazılarınızla ezber bozmaya devam ediyoruz. okumak cahilliği hatırlatır da, okumamak öğretilmiş ve hakikiliği sınanmamış/sorgulanmamış ‘bilgi afyonu’na bular bizleri. sonra “ol mâhiler ki deryâ içredir deryâyı bilmezler”. yarı-doğru ya da öğretilmiş doğruların huzur adalarında güneşlenirken uyku kaçıran tespitleriniz aldanmışlık/aldatılmışlık hissinin acılığını damağımıza çalsa da taze başlangıçlara, yeni bakışaçılarına ilham veriyor. belki biraz tarih felsefesi okumalı, belki
    öğre(n/t)ilenleri ‘unlearning’ yapmalı. ama ne olursa olsun olanın, görülenin başka veçheleri olduğunu/olabileceğini idrak ederek ‘mütecessis’ bir akılla yeni okumalar yapmalı. yazınızla tekrar düşündüm ki bu ulus-devlet ve milliyetçilik mevzuunda neşter vurulacak daha ne malzemeler var!…

  2. Hocam tamda yazınızı okurken acaba bizi kurtarmak için neler yapıldı zamanında diye aklıma geldi ki sizde yazınızı öyle bitirmişsiniz..bu konu üzerinede bir çalışmanız varmı ?

    • Benim bu konuda özel bir çalışmam yok. Niyazi Kızılyürek’in Kıbrıs hakkındaki kitap ve yorumları faydalı olabilir bence. Bir de 1915’e ve 1990’lara yönelik sözlü tarih çalışmaları (ki bir tanesini 30 Ağustos’taki yazımda tanıtacağım).

  3. Hocam, bir de bu nükleer saldırının ileride yaşanması muhtemel (ABD-Sovyetler) nükleer savaşa bir engel oluşturduğu düşüncesi var.

    • Ben de bunun birincil sebep olduğunu düşünüyorum aslında. Ama bu, eleştirmenlerin öne sürdüğü bir argüman. Bu yazıda ABD’nin savunduğu gerekçeleri ele almıştım.
      Katkın için teşekkürler.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s