Seçimler, Sonuçlar ve Yanıltıcı Yorumlar -I-

  1. Seçimlerin ardından yapılan en yaygın –ama belki de aynı zamanda en yanlış- analiz türü seçim sonuçlarından “seçmen mesajları” çıkarmaktır. Seçmenin adeta âlim-i mutlak ve hakîm-i mutlak kabul edildiği bu analizlerde bol bol şu tür tumturaklı ifadeler bulunur: “Seçmen hükümete şunu dedi”, “seçmen demokrasi istedi”, “seçmen anayasayı onayladı”, “seçmen şiddete hayır dedi”… Hâlbuki bu tür çıkarımlar yapmak tamamen nafile bir gayrettir; çünkü seçmenin oy tercihinden doğrudan onun neye evet dediğini çıkaramayız. Bunun da iki önemli sebebi vardır. Birincisi, halkın önemli bir kesimi oyunu gönülden desteklediği partiye değil, ehven-i şer (kötünün iyisi) olarak gördüğü partiye verir. İkincisi, siyasal kamplaşmanın keskin olduğu bizim gibi ülkelerde halkın yine önemli bir kesimi neye evet/hayır dediğini bilmez. (Örneğin 2010 Referandum’unda “evet” ya da “hayır” diyenlerin yaklaşık yarısı referandum paketinin içeriğinden haberdar değildi.) Bu böyle olsa da, geçen haftaki seçimin hemen ertesinde hükümete yakın gazeteler “yeni anayasaya evet” şeklinde manşetlerle, BDP’ye yakın Özgür Gündem ise “özerkliğe evet” manşetiyle çıktı. Hâlbuki anketlere göre, 1) AKP’ye oy verenlerin sadece yüzde 21’i “Anayasayı değiştireceği için” AKP’ye oy vermiş, 2)  DTP/BDP’ye oy veren Kürtlerin sadece yüzde 20-25’inin özerklik/federasyon/bağımsızlık gibi bir talebi var. Yani partilerin seçim propagandalarına ve aldıkları oy oranlarına bakılarak yapılan “seçmen şunu söyledi/istedi/onayladı” türünden doğrudan çıkarımlar genelde yanıltıcıdır.
  2. Seçim sonuçlarına yönelik analizlerdeki diğer bir yaygın hata da AKP’nin oylarındaki artışa rağmen milletvekili sayısının düşmesinin sebebinin illerin çıkaracağı milletvekili sayılarına yönelik seçim sistemi değişikliklerinde aranması.  Yaklaşım kabaca şöyle: “YSK, buna bir açıklık getirmeli. Nasıl oluyor da oylar artarken milletvekili sayıları azalıyor?… AK Parti’nin oyu arttı, yüzde 50′ye yükseldi, fakat milletvekili sayısı azaldı. Sistemde terslik yok mu?” Bu yaklaşım şu yanlış ön-kabule dayanıyor: AKP’nin bu seçimde oyları arttı. Hâlbuki AKP oylarındaki artış reel değil zahiri. AKP, CHP, MHP ve bağımsızların aldıkları toplam oy oranı bir önceki seçimde %87 iken bu seçimde %95,5’e çıktı. Ergenekon davası ve Kürt açılımı sürecinde Türkiye’deki siyasal kamplaşmanın artması ve de yüzde 10 barajının terbiye edici etkisiyle bir önceki seçimde Meclis’in dışında kalan “diğer” partilere oy veren yaklaşık yüzde 9’luk bir seçmen bu seçimde tercihini Meclis’e girme şansı bulunan 4 partiden biri için kullandı. Seçim barajlarının olduğu sistemlerde büyük partilerin gerçek oyları,  aldıkları nominal oy ile barajın altında kalan partilerin aldıkları toplam oydan nasiplerine düşenin toplamıdır. Bir önceki seçimde baraj altında kalan partilere oy veren yüzde dokuzluk kesimin oylarını barajı geçen partilere orantılı olarak dağıtıp 2007 seçim sonuçlarını tekrar hesaplarsak (ya da anket diliyle konuşursak “kararsızlar dağıtıldıktan sonra”), AKP’nin oyu %51,1’e CHP’nin oyu da %22,9’a yükselir. Dolayısıyla bu seçimde seçmenin daha fazla bir kesiminin stratejik oy kullanmasını da hesaba kattığımızda, AKP’nin oylarının 51,1’den 49,9’a düşmüş olduğunu görürüz.  Bu yüzden, bir önceki seçime göre AKP’nin oylarının nominal olarak artmasına rağmen Meclisteki sandalye sayısının azalmasının asıl sebebi, seçim kanunundaki değişikliklerden çok, Meclis’e yansıyan gerçek oylardaki düşüştür. (Bunu şöyle de düşünebiliriz: İki anket yaptığımızı varsayalım. Eylül ayındaki ilk ankette seçmenin yüzde 50’si A partisine yüzde 30’u B partisine oy vereceğini açıklarken yüzde 20 de kararsız olduğunu söylesin. Ekim’deki ikinci ankette ise seçmenin yüzde 55’si A partisine yüzde 35’i B partisine oy vereceğini açıklarken yüzde 10 kararsız olduğunu söylesin. Soru şu: A partisinin oyu Eylül’den Ekim’e artmış mıdır? Cevap: “hayır”. Çünkü -“kararsızlar dağıtıldıktan sonra”- A partisinin oyu ilk ankette %62,5 ikincisinde ise %61,1’dir. 2011 seçimlerinde olan tam da budur).

* CHP ve bağımsızların aldıkları oy oranlarının yorumlarıyla ilgili iki ayrı maddeyle bu konuya devam edeceğim…

Reklamlar

6 comments on “Seçimler, Sonuçlar ve Yanıltıcı Yorumlar -I-

  1. Dikkatten kaçan noktaları ortaya çıkaran bu güzel yazınız için çok teşekkürler hocam. Oldukça faydalı oldu benim için. Gerçekten zamanınızın çok değerli olduğunu biliyorum ama acaba seçim barajıyla ilgili düşüncelerinizi de burada paylaşabilir misiniz?

    • Mevcut seçim barajını tabiki aşırı buluyorum. (Bunu işimize geldiğinde referans aldığımız Avrupa da öyle buluyor zaten). Ve yüzde 10 seçim barajının olduğu bir sistemin hiç bir şekilde demokrasi olarak addedilemeyeceğini düşünüyorum. Şimdilik bu kadarla yetineyim. Seçim barajı hakkında gelecek ay bir yazı yazmayı düşünüyorum zaten.

  2. çarşaf liste, blok liste, türkiye milletvekilliği, yarı başkanlık gibi konular hakkındaki görüşlerinizi de ‘katılımcı/çoğulcu demokrasi’, ‘halkın mecliste sağlıklı temsil edilme(me)si’ ve ‘seçim yap(ama)ma’ bağlamında vaktiniz olduğu bir zaman değerlendirmenizi dilerim hocam.

  3. hocam gerçekten dikkate değer aydınlatıcı bir bilgi paylaşımında bulunmuşsunuz. açıklamalarınız yorum yapma yeteneğimizde etkili oluyor…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s