Eleştirileri Anlamak: Hiddet değil Empati!

* Damnant quod non intelligunt (Anlamadıklarını mahkum ederler)

Büyüyen Türk ekonomisi için Ortadoğu’daki siyasi istikrarın önemi Türkiye’yi başından beri Kaddafi yönetimine karşı sert bir tavır almaktan alıkoydu. İdealler ile çıkarlar arasında sıkışan Türkiye’nin bu tavrı, anlaşılır olmakla birlikte, ülkemizin direnişçilerin gözünde -Çengiz Çandar’ın hoş deyimiyle-“Kaddafi’nin utangaç müttefiki” şeklinde algılanmasını ve Türkiye’ye yönelik protestoları da kaçınılmaz kıldı. Çünkü bizim için Yunan işgaline karşı verilen mücadele ne ise, direnişçiler için de Kaddafi’ye karşı verilen mücadele o. Biz Yunanlılarla savaşırken bize “uzlaşı” çağrıları yapanlara hangi gözle bakacaktıysak, direnişçiler ve onların destekçileri de Kaddafi ile uzlaşı çağrılarına aynı gözle bakıyor.

12 Eylül referandumunun Türkiye için hayati önemine inanan ve bu yüzden de Anayasa değişikliğine karşı çıkanları “darbeci” olarak niteleyen Başbakan Erdoğan, BM müdahalesine karşı çıkanların da direnişçilerce “Kaddafici” olarak algılanacağını tahmin etmeliydi.  “Kaddafici” ifadesi gerçeği yansıtmıyor tabiî ki; ama siyasette gerçekler kadar algılar da önemlidir. Türkiye maalesef bu algının nedenini irdelemek yerine algının gerçeği yansıtmadığı inancından yola çıkarak Türkiye’ye yönelik Libya’dan yükselen eleştirileri savuşturmayı tercih ediyor. Nitekim geçen hafta Türk büyükelçiliği önünde yapılan protestoları da Başbakan Erdoğan “maksatlı ve kara propaganda” şeklinde değerlendirdi ve protestoların arkasında Fransa’nın olduğunu ima etti. Aynen Kıbrıs konusunda olduğu gibi, Türkiye’nin anlamak istemediği şey bu eleştiri ve protestoların üç beş komplocu ayartmasının işi olmadığı. Evet belki elçilik önündeki protestocular fazla kalabalık değildi; fakat Türkiye’nin Libya politikasına yönelik eleştiriler bu protestoculara mahsus değil ki. Direnişçilerin sözcülerinden Ahmad Bani’nin şu sözleri Türk hükümetinin direnişçiler arasındaki imajının hangi seviyede olduğunu gösteriyor: “Biz Türk halkının tutumuna saygı duyuyoruz, ama Erdoğan’ın tutumu Türk halkının görüşünü yansıtmıyor…  Sanırım Erdoğan Türk ve Libya halklarının çıkarları adına değil de kendi çıkarı adına konuşuyor.” Başbakan Erdoğan’a yönelik algı direnişçilerinin liderleri arasında bile bu duruma düştüyse, komplo eleştirilerini bir tarafa bırakıp Libya politikamızın bir muhasebesini yapmamız gerekmez mi?

Fransa komplosu meselesine gelince, bu aslında bizim genel bir maluliyetimizin dışavurumu. Son iki yüzyıldır Türkiye’ye yönelik protesto ve ayaklanmaları hep “emperyal komplo” olarak yorumladık. Yunanlılar, Araplar ve Kürtleri İngilizler, Ermenileri Ruslar kışkırtmıştı; ve şimdi de Kıbrıslıları Rumlar, Libyalıları Fransızlar kışkırtıyor. Aslında halkların bizimle hiçbir sorunu yok! Ve bu marazi bakış açısına göre Türk milliyetçiliği dışında tüm diğer milliyetçilikler hakiki değil kurmaca. Hâlbuki protestocuların taşıdıkları dövizlerden birinde “Halk Fransa bayrağını taşımaktansa, Türk bayrağını taşımak isterdi” yazıyordu. Hem Fransız komplosu iddiasına yönelik reddiye hem de Türkiye’ye karşı duyulan burukluk bir arada bundan daha güzel ifade edilemezdi herhalde. Mahcubiyet ki en çok yakışandır bize!

Türkiye’nin Libya konusundaki “bitaraf” tavrı Libya dışında da eleştiriliyor. Meşhur İslam alimi Yusuf  Kardavi de Türkiye’nin nötr tavrını eleştirdi ve Türkiye’ye net bir şekilde Libya halkını destekleme çağrısı yaptı. Libya’nın içinden ve dışından yükselen bu eleştirileri anlamak zor değil aslında, hele ki repertuarında “Bîtaraf olan bertaraf olur” türünden sözler bulunduran bizler için. Türk yöneticileri kendi davalarının haklılığından tereddüt etmediklerinde nasıl bitaraf olanlara kötü gözle bakıyorlarsa, Arap halkları da çağımızın Firavunlarına karşı verdikleri haklı direnişlerinde kendilerini desteklemeyip ortaya oynayanlara kötü gözle bakıyor. Yanlış olabilirler; ama onları bindirilmiş provokatörler ya da Batının sözcüleri şeklinde mahkûm etmek bize düşmez. İlk taşı atacak kadar günahsız değiliz çünkü!

Tam da bu noktadan hareketle, biz Türkler Ortadoğu halklarının bir kısmının bize niye kızdığını anlamaya çalışırken, Türkiye’de bizden farklı düşünen insanlara yönelik toptancı, hükmedici ve yer yer de aşağılayıcı tutumlarımızı gözden geçirme fırsatını kazanacağız belki. Türkiye’ye yönelik eleştirilere hiddet değil empati ile yaklaşırsak hem Ortadoğu hem de Türkiye kazanacak.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s