Libya: Yetmez ama Evet!

Libya saldırısı sonrasında Türkiye’de büyük bir kafa karışıklığı var. Öncelikle, hükümetin pasif barış çağrılarının kimilerince en ilkeli ve doğru tutum olarak değerlendirilmesi bir hayli garip doğrusu. Savaşa karşı olmak teoride hoş bir şey tabii. Ama unutmamak gerekir ki ne tarihsel pratik ne de kültürel olarak pasifist bir gelenekten geliyoruz.  Ermeni çetelerine karşı “arkadaşlar lütfen silahları bırakın” çağrılarıyla yetinmedi dedelerimiz. Kıbrıs’ta da “tamam darbe ve katliam kötü ama savaşa ve müdahaleye karşıyız” da demediler. “Tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir!” düşüncesi iç ve dış politikamızın bir parçası oldu birçok zaman. Bu tarihsel pratiklerle sorunu olmayanların (ki zannımca mevcut Türk hükümetinin yok) hem tutarlı kalmak hem de kafamızdaki soruları gidermek adına şu soruya cevap vermesi gerekiyor: Artık dengesiz olduğu yönünde hiçbir şüphemizin kalmadığı Kaddafi’nin artarak devam eden katliamlarını durdurmakta “kardeş kavgasına karşıyız“ türünden pasif barış çağrıları yeterli olmuyorsa ne yapılmalı? Türklerin ölüleri 100’leri bulduğunda “tatile çıkan Ayşe’nin” Trablus’a da uğraması için Libyalıların ölülerinin kaç bine çıkması gerekiyor?

Türkiye asla ve asla Libya halkına silah doğrultan taraf olmayacaktır” demek boşlukta kulağa hoş geliyor. Ama Türkleri kurtarmak için Rumlara, Kosovaları kurtarmak için de Sırplara silahlarını doğrultmakta bir beis görmeyen Türkiye’nin “Libyalılara silah doğrultmayacağız” ifadesi, aynı zamanda, “Biz silahlarımızı sadece gayrimüslimlere doğrulturuz” manasına da gelmez mi? Ve bu durum Türkiye’nin iddia edildiği gibi “ilkeli” bir dış politikaya sahip olduğunu mu gösterir, yoksa Türkiye’yi günlerdir “çifte standart” uygulamakla suçladığı Batılı ülkelerle aynı safa mı koyar?

Tam da buradan devam edersek, Libya konusunda yine önemli bir bulanıklık da ABD ve Batı’nın açıkça çifte standart uyguladığına yönelik şikâyetler. ABD Libya’ya karşı aldığı askeri önlemlerin hiçbirini benzer süreçlerin yaşandığı Bahreyn ve Yemen’e karşı almadı. Bu doğru; ama buradan “o zaman bırakalım Libya’da da katliamlar ve baskı devam etsin” sonucuna varmak ne kadar doğru?  Öncelikle “İşte Batı’nın çifte standardı!” türünden bir suçlamayı yeni ve orijinal bir buluşmuş gibi öne sürmeyi bırakmamız lazım. Sadece Batı değil, tüm devletler çıkarlarını ideallerin önüne koyarlar ve bu da tüm devletleri birçok zaman çifte standarda zorlar. Uluslararası ilişkiler, bir manada, ikiyüzlülük sanatıdır zaten. Libya’daki diktatörün aksine, Bahreyn ve Yemen’deki diktatörler Batı’yla uyumlu. Üstelik iki ülkede de önemli Şii nüfusu var ve İran’ın bölgedeki nüfuzunu dengelemek isteyen ABD Şii nüfusun yoğun olduğu yerlerde demokrasiye daha mesafeli. Bir de bunlara bu iki ülkenin coğrafi konumlarını ekleyince ABD’nin neden buralarda mevcut diktatörlere karşı bir askeri politikayı öne sürmediği hiç de anlaşılmaz değil. Uluslararası ilişkilerde (ki Realizm’in vurguladığı iç/dış siyaset farkının yanlış bir abartı olduğunu düşünen bir kişi olarak bence “iç siyasette de”) idealler ancak çıkarları fazla zedelemediği zaman dikkate alınır. Bu yüzden de burada asıl soru “Neden Libya’da böyle de Bahreyn’de şöyle?” sorusu değildir (çünkü bu sorunun cevabı yeterince açıktır). Burada asıl soru çıkarlarımızdan dolayı bir konuda destekleyemediğimiz bir ideali tamamen çöpe mi atmalı yoksa bu ideali çıkarlarımızın belirlediği sınırlarda desteklemeye devam mı etmeliyiz? Ben ikincisini daha doğru buluyorum. Ve anlamadığım şey de seçim barajı, Kürtçe eğitim, zorunlu din dersi ve zorunlu askerlik gibi alanlarda hiçbir iyileştirme getirmeyen seçici bir anayasa değişikliğini “Yetmez ama Evet!” kampanyalarıyla destekleyen birçok kişinin şimdi Batı’nın seçici insani müdahalelerine “yetmediği için” karşı çıkmaları.

Bir de Libya’ya yapılanın bir Haçlı işgali olduğundan bahsedenler var.  Hâlbuki Libya 40 yıldır işgal altında zaten. İşgalin Haç’lı ya da Haç’sız olması önemsiz bir konudur. Şunu anlamamız lazım artık: her darbe bir işgaldir, her işgal bir darbe. Bana “seni sen değil ben yöneteceğim!” diyen zorbanın Müslüman ya da gavur olmasının bir farkı yok (Tecavüze uğrayan bir Türk için tecavüzcünün Türk ya da İtalyan olmasının fark etmemesi gibi). Halkın rızasına dayanmayan her rejim zorbadır ve lanetlenmelidir. (Bugün ABD işgaline karşı olan Irak halkı Saddam işgaline de karşıydı ve bu yüzden de Irak halkının çoğunluğu ABD’nin Saddam’ı devirmesine taraftardı.)  Anlamadığım şey, Türk siyasetinin artık neredeyse amentüsü olma yolunda olan “Darbeciler kötüdür!” anlayışının sınırlarımızın dışında çabucak buharlaşması.

Yukarıdaki işgal mevzuunu biraz daha derinleştirirsek daha kötü bir durum ortaya çıkıyor. Birçok kişi Batı’nın petrol için Libya’yı işgal etmeye niyetlendiğini düşünüyor. Belki de öyledir. Ama mevcut petrol anlaşmaları ve yatırımların Doğu ülkelerini kayırdığı analizinden yola çıkarak Batı’ya işgalci niyetler yükleyenler, Kaddafi’nin Haçsız işgaline karşı askeri güç kullanımına karşı çıkan ülkelerin de mevcut işgali desteklemek için benzer sebeplerinin olduğunu  unutmamalı. Wikipedia’ya göre Kaddafi’ye karşı askeri güç kullanımına karşı çıkan ülkelerden Çin (%10,5), Türkiye (%9,9) ve Almanya (%9,8) Libya’ya en çok mal satan ilk dört ülke içinde.

Bir de sosyalistlerimiz var Libya’ya yönelik askeri operasyona karşı çıkan. ABD ve diğer Batılı emperyalist ülkelerin insani müdahale ile işi olamazmış. Belki de haklılar. Ama aynı kişiler AB’nin ittirmesiyle Türkiye’de yapılan reformları destekliyorlar yıllardır. Reformlarla sorunum yok, yanlış anlaşılmasın. Ama bu durum  “emperyalistler”den de bazen hayra vesile politikaların sadır olabileceğine işaret etmez mi? Yoksa AB anti-emperyalist ve anti-kapitalist bir “hidayete” erdi de bizim mi haberimiz yok?

Son söz: Tekdir ile uslanmayan Kaddafi işgaline yönelik her türlü hava saldırısını destekliyorum. Yetmez, ama evet!

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s