>Milliyetçilik, Vatanseverlik ve Tolstoy

>

“Bir insana ‘vatansever’ demenin ona yapılmış en büyük hakaret addedileceği zaman hiç de uzak değil. Vatanseverlik, içine doğduğumuz devlet düzeninin ayrıcalıklı sınıfının çıkarları adına yağma yapmayı teşvik etmekten başka birşey değildir” E. BELFORT BAX

Mümtaz’er Türköne 20 Kasım 2009 tarihli yazısında milliyetçilik ile vatanseverlik arasında bir ayrım ve kıyaslama yapıp ikincisinin Türkiye’nin sorunlarını çözmede daha yararlı olacabileceğini vurguluyor. Türköne, toprağa bağlı bir düşünce olan vatanseverliği etnisiteye bağlı bir düşünce olan milliyetçilikten daha olumlu buluyor ve bu düşüncesini Avrupa’dan örneklerle somutlaştırıyor. Bense vatanseverliği milliyetçiliğin ya da yabancı düşmanlığının panzehiri olarak görmenin yanlış olduğunu düşünüyorum.

Çalkantılı 19. yüzyılın bir düşünürü olan meşhur Rus yazar Leo Tolstoy milliyetçi ve vatansever düşüncelerin insanlığa verdiği zararı çok yakından müşahede etmiş ve sonunda da her türlü vatanseverliği kötüleyen bir düşünceye ulaşmıştı. Yazımın başındaki sözü alıntılayarak başladığı “Vatanseverlik ve Hükümet” adlı makalesinde Tolstoy insanları birleştiren şeyin devlet, millet ya da vatan değil sadece ve sadece insan olma (ya da aynı Tanrı’dan gelme) olması gerektiğini öne sürer. Vatanseverlik üzerine yazdığı makalerinde vatanseverliğin akıldışı ve zararlı olduğunu vurgular hep. Her milletin kendi üstünlüğüne inandığı ve kendi iyiliğine öncelik verdiği bir dünyanın haksızlıklar ve adaletsizliklerden başka birşey doğurmayacağını öne sürer. Benim kanaatim odur ki insanlık bu konuda henüz Tolstoy’u yanlışlayamadı.

Özleri itibariyle olmasa bile tarihsel bir olgu olarak ve mevcut halleriyle hem milliyetçilik hem de vatanseverlik dışlayıcıdır. Dışlayıcılığın etnisiteye ya da bir toprağa bağlanmasında netice itibari ile pek bir fark yoktur ve ikisi de bizi ötekileştirmeye götürür. Sayın Türköne Fransa örneğini ve özelde de Fransız lider de Gaulle’un bir sözünü vatanseverliğin milliyetçilikten farkını örneklemek için kullanıyor. Ne ilginçtir ki bu hafta Dünya Kupası play-off maçlarında gerçekleşen bir olay Fransız vatanseverliğininin –yahut herhangi bir diğerinin- nasıl da haksızlıklara yol açtığını göstermek açısından somut bir örnek oluşturdu. Fransa’nın Afrika kökenli vatandaşı Thierry Henry bariz bir şekilde eliyle düzelttiği topu oyunda tuttu ve bunun devamında bulduğu golle Fransa ‘haksız’ olarak Dünya Kupası’na gitmeye hak kazandı. Fransız vatanseverliği golün haksız olup olmamasını önemsizleştirmişti Fransız vatandaşlarının gözünde. İşte tam da bu yüzden vatanseverlik –milliyetçilikten hiç de farklı olmayarak- tehlikelidir. Çünkü o da aynen milliyetçilik gibi ‘ötekileştirme’ üzerine oturur ve bu yüzden insanın hakka ve hakikate karşı yanlış tarafta bulunma ihtimalini artırır.

Konuyu biraz kendi örneğimize çekelim. Mesela son Bosna Herkes-Türkiye futbol karşılaşmasında neden biz Türkiye vatandaşları Türkiye’nin kazanması için bağırdık, cağırdık, sinirlendik, küfrettik de ‘hak eden kazansın’ diyemedik. Genel olarak bizden daha sistemli, kontrollü, ve öngörülebilir oynayan bir takımdansa illaki bizim bir yerlere gelmemizi istemek ne kadar saglıklı bir düşünce? Ve bu düşüncenin bireysel bazda ayrımcılığı ve adaletsizliği körükleyen ‘kayırmacılıktan’ uzaklığı ne kadar? Bosna-Hersek’i dahi ötekileştiren bir vatanseverliğin insanlığa ve barışa katkısı ne kadar olabilir? Aynı şekilde Türkiye’deki tüm etnik grupları bir Türkiye vatanseverliğinde toparlayabilen bir düşünce mesela Irak’taki Kürtlerin kendi devletlerini kurmasına şiddetle karşı çıkmaya devam ediyorsa bu düşünce ötekileştirme’den ne kadar uzak olur?

Burda irdelediğim sorun ötekileştirme’nin bir alt yahut bir üst boyutta olmasının insanlığa ne kadar faydası olduğudur. İçindeki etnisiteleri bir vatan duygusu etrafında birleştirmede belki de en başarılı örnek olan Amerika Birleşik Devletleri değil midir bugün dünyaya en fazla ‘öteki’ nazarından bakan? Ve ABD’nin vatansever siyahilerinin büyük çoğunlukla mesela İsrail-Filistin çatışmasında İsrail’in yanında yer almasında vatanseverliğin olumsuz rolü yok mudur? Aynı şekilde Avrupa devletlerinin etnisiteyi ve hatta ulus-vatanı da aşıp bir Avrupa vatanı oluştururken eş zamanlı olarak bir Doğulu/yabancı/göçmen öteki inşa etmesi ne derece alkışlanacak bir durumdur?

Son olarak, Sayın Türköne’nin bizdeki milliyetçiliğe karşın Avrupa’da vatanseverliğin yaygın olduğu düşüncesinin tarihsel süreçten bağımsız olarak ele alınmasını yanıltıcı buluyorum. Öncelikle Avrupa’nın şu an ulaştığı nokta birkaç yüzyılllık kavganın ve ulus-devlet oluşturma sürecininin bir sonucudur. 17., 18., hatta 19. yüzyılda ortalama bir Avrupa devletindeki milliyetçilik bizim şuanki durumumuzdan çok daha vahim bir haldeydi. Avrupa milliyetçiliği, ancak belirli bir dövüşme ve sonrasında da saflaşma ile vatanseverliğe dönüşebildi. Vatanseverliğin tarihsel oluşumunun ikinci önemli noktası da Avrupa’da milliyetçiliği vatanseverliğe dönüştüren önemli faktörlerden ikisi (etnik saflaşma ve ekonomik gelişme) geriye dönüş sürecine girdikçe Avrupa ülkeleri milliyetçilik ağına geri dönmektedir. Batı Avrupa’nın hemen her ülkesinde yükselen yabancı karşıtlığı Avrupa’da vatan duygusunun bastırılmış etnik temellerini gün yüzüne çıkarmaktadır.

Toparlamak ve netleştirmek için ifade edersem, mutlak olarak olmasa bile, yaygın halleriyle milliyetçiliğin ve vatanseverliğin aynı temelde birleşip kendinden olmayanı ‘ötekileştirdiğini’ düşünüyorum. Bu yüzden aynen milliyetçilik gibi vatanseverlik de birleştirici olmaktan çok ayrıştırıcı bir düşüncedir. Bu manada Türkiye ve dünya icin asıl sorunun milliyetçilikten nasıl vatanseverliğe geçeriz degil, ötekileştirme illetinden nasıl kurtuluruz olduğunu düsünüyorum.*

*Tolstoy’un vatanseverlik üzerine yazdığı üç makalenin Türkçesi 2007 yılında Yokuş Yayınları tarafından “Vatanseverliğe Karşı Tolstoy” adıyla yayınlandı.

Reklamlar
By fekmekci

One comment on “>Milliyetçilik, Vatanseverlik ve Tolstoy

  1. >bir ülkede milli bir bütünlüğün olması için evet haklısınız ki milliyetçilik şart değil ama vatanseverliğin olması bir ötekileştirmeye yol açacağı konusunda size tam olarak katılamıyorum. evet milliyetçilik tehlikeli boyutlara ulaşabilir lakin vatanseverliğin amacı ülkede ırk ayrımı yapmaksızın hepimizin bir olduğunu kanıtlamak öte ne kadar gidiyor bunu anlayamadım. daha doğrusu milliyetçilik kavramını ve vatanseverlik kavramını genel litaretürde kesin bir şekilde ortak bir sonuca varıldığını ben göremiyorum. yani bu iki kavram konusunda ne kadar yorum yapılsada kağıt karalansada her insan kendinin savunduğu görüşü yansıtarak yorumlar. çünkü ortak bir tanımı yok bu kavramların. siz bu konuda tolstoy un yazdığı eseri baz alarak yorum yapmışsınız peki tolstoy ne kadar haklı yahut onun yaşadığı dönem ile bu dönem arasındaki benzerlikler nedir? öncelikle bunları da açıklarsanız daha verimli bir yazı olur bu. vatanseverlik bence şöyledir yahut böyledir diye açıklama yapan insanlar orada kendi görüşünü açıklamış olmaktadır. bu drumda benim kanaatimce de milliyetçiliğin aşırısı elbette zararlı yani ırkçılığı giren tarafı kötü bir durum. ama bu milliyetçilik ülke milliyetçiliği olsa daha uygun olur. aynı keze vatanseverlik te bana göre ülke insanların dış güçlere karşı birlik ve bütünlüğünü sağlarken vatanseverlik sayaesinde milletin herbir ferdi aynı hedefe yöneldiği için birbirlerine de destek olur ve severler bu nedenle; ortak bir literatür de milliyetçilik ve özellikle vatanseverliğin tanımı belirlenmedikçe bu yazılıp çizilenler sadece görüş bildirmekten öteye gitmez. saygılarımla…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s