>Demokrasi kavgası mı bireysel kaygılar mı?

>Nuray Mert‘e takıntıları sebebiyle hep ihtiyatlı yaklaşırdım. Bu sefer yazısını imzalıyorum:

Ben diyorum ki, madem ki, bu sorunu direterek çözmenin gerilim yaratacağı düşünülerek, uzlaşma siyaseti güdüldü, bu siyaset neden Çankaya söz konusu olduğunda hızla terk edildi? Yine diyorum ki, madem ‘Uzlaşma ile sorun çözülmeyeceği, aksine bazı konularda ısrarlı ve dirayetli olmak gerektiği’ düşünülüyordu, bu ısrar neden binlerce kadının mağduriyetini giderme noktasında değil de, bir mevkiyi fethetme noktasında gündeme geldi? Bu söylediklerimde anlaşılmayacak bir taraf var mı?

Yine, Aktay diyor ki, ‘Bir noktaya kadar uzlaşma aranmış bulunamamış, bir noktada dur demek gerekmez mi?’ Ben de diyorum ki, ‘Bu nokta neden Çankaya?’ neden, örneğin üç yıl uzlaşma arandı, dördüncü yıl artık, kimse ‘Yetti gayrı, ne olacak bu yasakların sonu?’ diye feveran etmedi? İşin içine isimsiz mağdurların hakları girince susanların, mevki, makam söz konusu olduğunda bu kadar ısrarcı olmasında rahatsız edici bir şey yok mu? Sayın Gül, bu hükümetin bir üyesi değil miydi? Bugün kalemini sivriltenler, dörtbuçuk yıl boyunca neyi beklediler? Gerekçe ‘siyasi istikrar’ değil miydi, bugün ne değişti?

Belli ki, bazı şeyleri daha açık konuşmak lazım. Bu kadar açık konuşmaktan kaçınmamın nedeni (onların zannettiğinin aksine), daha fazla yıpratmamak, bazı hassasiyetleri zedelememek kaygısıydı. Ama, madem, anlamamakta ısrar ediliyor, daha açık konuşayım. Bakın, ben sayın Gül’ün Bilkent Üniversitesi’nden mezun olan kızının mezuniyet töreninde türbanla diploma alması sahnesini, o okullara giremeyen kızlar açısından çok incitici bulduğumu yazdım. Kıyamet koptu, olay, aile saadetini bozmak gibi dillendi. Benim incitici bulduğum, babası bakan olmayanın o muameleyi görmeyeceği bir ortamda gönül rahatlığı ile o tablonun içinde yer almaktı.
Şimdi isterseniz, konuyu biraz daha açayım. Diplomayı veren eski YÖK Başkanı Prof. İhsan Doğramacı, bu yıl TBMM Onur Ödülü’ne layık görüldü. Doğramacı, rektörlüğü döneminde, başörtüsü yasağını sıkı uygulayan biriydi, yüzlerce öğrencinin mağduriyetine razı olmuş dahası bir sürü soruşturma açmış birisi. Hadi o bu ülkenin yasalarını uygulamak durumunda olan biri, zamanında yasayı uygulamıştı, peki bu konumdan pek de rahatsız olmayan, bu yönde açıklama ve girişimi olmayan birine onur ödülü vermek, onun elinden türbanlı kızına diploma verilmesine burulmak yerine, memnuniyet tablosu sergilemek nasıl bir anlayıştır? Dahası bildiğim kadarıyla, ödül için Doğramacı ismini tavsiye eden sayın Gül’ün kendisi. Velev ki, o değil başkası tavsiye etmiş olsun, tüm bu tabloda çok rahatsız edici bir şeyler yok mu? Bu mu, demokrasi, hak, hukuk mücadelesi dediğiniz şey?

Bu ise, siz yolunuza ben yoluma, herkes kendi doğru bildiği, içine sindirdiği yoldan gitsin. Hayırlısı olsun ve de Allah mahcup etmesin. Ben, Gül’ün cumhurbaşkanlığının başörtüsü de dahil olmak üzere demokratikleşme açısından yol açıcı değil, engelleyici olacağını düşünenlerdenim. Bu açıdan bugünün demokratlarının mahcup olacağından kaygılanıyorum, umarım öyle olmaz, o durumda, bu ülkede yaşayan hepimiz kârlı çıkarız.”

Reklamlar
By fekmekci

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s